BU
GÜN ALLAH'IN RIZASINI KAZANMAK İÇİN NE YAPTIN?
YAŞAM
GAYEMİZ
DÜNYA HAYATINDA İYİ AMELLER
İŞLEYEREK YÜCE ALLAH'IN RIZASINI KAZANMAYA ÇALIŞARAK AHİRET HAYATIMIZI
Hemen hemen
hepimiz YÜCE RABBİMİZ' in rızasını kazanmak için çok çeşitli yollar
olduğunu ve bizlerin rıza kazanmakla sonsuza dek sürecek olan ahiret
hayatımızın huzur içerisinde geçeceğini biliriz.Peki bunun için neler
yapıyoruz, neler yapmıyoruz?
Farz ibadetlerimizin dışında aşağıdakilerle kendimizi sorgulayalım bakalım her
gün ALLAH' ın rızasını kazanmamız için yapmamız gereken kulluk görevlerimizden
hangisini yapabiliyoruz. veya yapmak için çaba sarf ediyor muyuz, yoksa
önümüze çıktıkça mı yapıyoruz veya arayış içerisine girip muhakkak birini veya
bir kısmını muhakkak yapıyor vicdan rahatlığı ile uyuyabiliyor muyuz. Birde
aksi olarak bütün bunları bilmemize rağmen hastaya, yaşlıya, yetime, öksüze,
hele cenazeye hiç dayanamam diğerlerini de işte yorgunluk, zamansızlık, soğuk,
sıcak etkiler,tepkiler, mazeretler buluyor muyuz? Halbuki: Bunlardan
bizlerinde başına gelmeyeceğinin garantisi var mı hiç düşünüyor muyuz?
Bu gün ALLAH rızası için fakir
doyurdun mu?
TEVBE .60 SADAKALAR/ZEKÂT MALLARI ALLAH'TAN BİR FARZ
OLARAK SADECE ŞUNLAR İÇİNDİR:
FAKİRLER, DÜŞKÜNLER,
SADAKALARLA İLGİLENMEYE MEMUR EDİLENLER, KALPLERİ YAKINLAŞTIRILIP ISINDIRILACAK
OLANLAR, ÖZGÜRLÜĞÜNÜ YİTİRMİŞ OLANLAR, BORÇLULAR, ALLAH YOLUNDAKİLER, YOLDA
KALMIŞ KİŞİ. ALLAH ALÎM'DİR, HAKÎM'DİR.
Hep kendi çevremizde kendi çerçevemizde yaşarız, fakir fakir semtlerde zengin
kendi çevresinde fakir çoğunlukta gıpta ile bakar zengin yaşamlarına eşitlik
der, onların giydikleri, yedikleri, gezdikleri, içtikleri yani tüm yaşantıları
hep düşüncelerinde hayallerindedir. Halbuki bütün bunlar, yaşanan her şey HAK
TEALA' nın bizleri denemesi, sınavı değil midir? Acaba fakir fakirliğinden
şikayet edecek mi, zengin fakire kol kanat gerecek mi. Ne güzellikler vermiş
aslında zengin fakirin karnını doyuracak ona isyan etme fırsatı vermeyecek şükre
yöneltecek sevap alacak, kendisi verilen görevini yerine getirmişliğin
mutluluğunu tadacak, sevap alacak. Nasıl güzel değil mi? güzelden de öte
doyurduğu fakirin gözlerinde RABBİN' in memnuniyetini görecek rızasını görecek.
Daha ne olabilir ki.
- Şimdi şöyle bir
girişimde bulunalım. Kendimizden fakiri muhakkak vardır yeter ki bulma
niyeti ile aramasını bilelim YÜCE ALLAH ( C.C.) karşımıza çıkartacaktır.
Hemen bu makaleyi okuduktan sonra bul kendi fakirini ve doyur karnını,
seyret onun sevincini rencide etmeden göstermeden baktığını. Zaten yüreğin
bir başka atar, huzur hissedersin tüm benliğinde. RABBİM yeri ve zamanı
gelince sana fazlası ile verecektir bundan emin ve mutlu olarak ayrıl diğer
karnı doyurulacak kimseye ve zamana, kendinde geçmişin de, geleceğin de pay
alsın edilen dualardan bizlerde faydalanalım.
-
- YÜCE ALLAH ( C.C.) bizleri
fakir doyuran kullarından eylesin inşallah.
HAC .28] KENDİLERİNE AİT BİR TAKIM YARARLARA TANIK
OLSUNLAR. KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİĞİ KURBANLIK HAYVANLAR ÜZERİNDE BELİRLİ
GÜNLERDE ALLAH'IN ADINI ANSINLAR. İŞTE BUNLARDAN YİYİN, SIKINTI İÇİNDEKİ
FAKİRİ DE DOYURUN.
Bu gün ALLAH rızası için küsleri barıştırdın
mı?
HZ. PEYGAMBER'İMİZ ( S.A.V. ) ŞÖYLE BUYURUR:
"BİR KİŞİNİN KARDEŞİNİ ÜÇ GÜNDEN FAZLA KÜS BIRAKMASI HELÂL DEĞİLDİR. İKİ MÜMİN
KARŞILAŞTIKLARI ZAMAN BİRİSİ YÜZÜNÜ ŞU TARAFA, ÖBÜRÜ ÖTE TARAFA ÇEVİRİR. HALBUKİ
BU İKİ MÜ'MİNİN HAYIRLISI ÖNCE SELÂM VERMEYE BAŞLAYANDIR." (TECRİD-İ SARİH
TERCEMESİ, XII 145
-
Hepimiz yeri geldiğinde veya bir
konuşma esnasında " Yaşam dediğin nedir ki göz açıp kapayıncaya kadar
geçiyor şu üç günlük dünyada neyi paylaşamıyoruz ki bir birimizi yiyip
duruyoruz " deriz. Ama öyle bir an gelir ki sanki bu sözleri bizler
söylememiş
ve hareketleri bizler yapmamış gibi karşımızdakini başlarız paylamaya.
Sözler, sözler ve kırgınlıklar, darılmalar vs. Ama nedense hep kendimiz
haklı çıkarız karşımızdaki haksızdır acaba öylemi ? Sakin kafayla düşünüp
bütün bu olanların Katipler tarafından doğrunun ve yanlışın yazıldığı ve
Yüce RABBİMİZ tarafından bilindiği hiç aklımıza gelmez.Oldu mu? yakıştı mı ?
Hani bir müslümana üç günlük dünyada üç günden fazla küslük yoktu. Unutuldu
ve yine nefsimize yenik düştük.
-
Şimdi biliyoruz ki iki arkadaş, dost, akraba her kim ise belki de nedenini
dahi kendilerinin bile unuttuğu veya sudan sebeplerden dolayı darılmışlar,
görüşmüyorlar ve biz bunlara seyirci kalmışız olmaması lazım gelen bir olay.
Onlar nasıl küslüklerinden dolayı günah işliyor iseler bizlerde en az onlar
kadar günaha giriyoruz. Hemen girişimler ve barıştırmalar olmalı. Bizler
millet olarak kırgınlığımız çabuk geçer sıcak kanlılığımızdan ileri gelir bu
ama nedense bu gibi durumlarda barışmaya her iki tarafta yaklaşmaz kibirden
dolayı halbuki kibir büyük düşmanlarımızdandır. İşte bu durumda önce
barışmaya yanaşan kazanıyor kibrini yendiğinden. Yenemedi iki tarafta işte o
zaman barıştırma diğer kişilere kalıyor ki sevap hanesine bir not düşülmesi
için. Arkadaşlar düşünelim vardır muhakkak çevremizde böyle kimseler hemen
şimdi veya sabah en yakın zamanda sıkıştıralım ellerini onların ne pahasına
olursa olsun belki onlarda arayı bulacak birilerini bekliyorlardır. Bu neden
siz olmayasınız.
-
- ALLAH (
C.C.) Bizleri küslerden değil küs barıştıranlardan eylesin İnşallah.
Bu gün ALLAH rızası için
kaç kişi ile selamlaştın?
NİSA .86
BİR
SELAM İLE
SELAMLANDIĞINIZDA, ONUN DAHA GÜZELİYLE YAHUT
AYNISIYLA KARŞILIK VERİN. HİÇ KUŞKUSUZ ALLAH HASÎB'DİR, HERŞEYİ GÜZELCE
HESAPLAMAKTADIR.
PEYGAMBER
EFENDİMİZ (S.A.S) ŞÖYLE BUYURMUŞLARDIR:
"İMAN ETMEDİKÇE CENNETE GİREMEZSİNİZ: BİRBİRİNİZİ SEVMEDİKÇE, OLGUN BİR
ÎMANA SAHİP OLAMAZSINIZ. SİZE, YAPTIĞINIZ TAKDİRDE BİRBİRİNİZİ SEVECEĞİNİZ
BİR ŞEYİ HABER VEREYİM Mİ? ARANIZDA SELÂMI YAYINIZ!..." (MÜSLİM, ÎMAN, 93).
"ŞÜPHESİZ Kİ, ALLAH KATINDA İNSANLARIN EN İYİSİ, ÖNCE SELÂM VERENDİR" (EBÛ
DAVÛD, EDEB, 133) HADÎSİNDEN İSE, SELÂM VERMEDE ACELE ETMENİN DAHA SEVAP
OLDUĞU ANLAŞILMAKTADIR.
- Selam almak
ve selam vermek insanları birbirlerine yaklaştırdığı gibi içerisinde ALLAH
(C.C.) Kelamı geçtiği için bir başka güzel oluyor. Selamın feyzini bilip
onu kalbinin derinliklerinde hissederek vermek verdiğin kişiye karşı olan
insanlık görevini yapmanın yanında insanların birbirlerine olan
dayanışmalarına da zemin hazırlar. Düşünün bir kere yolda yürüyorsunuz ve
karşınızdan biri geliyor size doğru ama dalgın dalgın yürüyor bir boşluk
içerisinde kendinden bezgin ve türlü düşüncelere dalmış belki de aklından
kötü şeyler geçiriyor işte o an sizin vereceğiniz bir selamla kendine
geliyor.Yüce RABBİM' in adı anılıyor karşıdan gelen tanımadığı biri
tarafından ve bir anda o karamsar düşüncelerden sıyrılıyor kendine geliyor
belki yaşamına yeni bir yön vermek için siz vesile oluyorsunuz verdiğiniz
selamla. Böyle misaller çoğaltılabilir. Siz siz olun selamı vermekten ve
almaktan çekinmeyin sadakanıza sadaka katın ALLAH ( C.C.) ismi geçen her
kelime gibi selamda bizlere O 'nun rızasını kazandıracaktır İnşallah.
Haydi yine etrafımızda Selam verilip alınacak o kadar çok kişiler var ki
ne duruyoruz o güzel cümleyi söylemeye başlayalım gördüklerimize kimseyi
bulamazsan da kurda, kuşa, böceğe,ağaca,toprağa veya kendine
"Selâmün aleyküm"(Selâm
sizin üzerinize olsun, Allah her türlü kazâdan ve beladan korusun!)
dediğinde "Ve aleykümü's-selâm ve rahmetullahi ve berekatüh" (Allah'ın
selâmı, rahmet ve bereketi sizin de Üzerinize olsun!)diye cevap gelecektir
İnşallah yeri ve zamanı geldiğinde sende duyacaksın şimdilerde olmazsa da
sonraları muhakkak Yüce RABBİM' in izni ile.
-
- ALLAH 'ım bizleri her daim
selam veren ve alan kullarından eylesin İnşallah.
Bu gün
ALLAH rızası için düşküne sadaka verdin mi?
BAKARA .271
SADAKALARI
AÇIKLARSANIZ BU DA GÜZELDİR. AMA ONLARI GİZLER VE YOKSULLARA BU ŞEKİLDE
VERİRSENİZ, BU SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLIDIR; GÜNAHLARINIZDAN BİR KISMINI
ÖRTER. ALLAH, HABÎR'DİR, YAPMAKTA OLDUKLARINIZDAN GEREĞİNCE HABERİ VARDIR.
HADÎD .18
ŞU BİR GERÇEK:
SADAKA
VEREN ERKEKLERLE SADAKA
VEREN KADINLAR, BİR DE ALLAH'A GÜZELCE BORÇ VERENLER İÇİN KARŞILIKLAR KAT
KAT YAPILIR. ONLAR İÇİN, ONUR VERİCİ BİR ÖDÜL DE VARDIR.
TEVBE
.104
BİLMEDİLER Mİ Kİ, ALLAH'TIR KULLARINDAN O
TÖVBEYİ KABUL EDEN, O SADAKALARI
ALAN. VE ALLAH'TIR, O TEVVÂB, O RAHÎM...
-
Teşbihte hata olmaz diye bir söz vardır. Hepimiz hata yapıyor olabiliriz
nihayetinde insanız, şaşarız önemli olan düzelmek, doğruyu bulabilmek ama
doğru içinde uğraşı vermek. Doğrular kişilere göre değişse de temel de
inananlar için hedefin sadece Rıza kazanmak olduğunun bilinci ile hareket
etmek değil midir? diyerek konumuza girelim. " Veren el alan elden daima
üstündür." denilmekte çünkü verirken ALLAH' ın (C.C) rızasını kazanacağını
sonucunda da muhakkak mükafatının görüleceğinin bilinmesi gerekir
Yüce Kitabımızın
ZİLZÂL Suresi .7 Ayetinde "ARTIK, KİM BİR
ZERRE MİKTARI HAYIR ÜRETMİŞSE ONU GÖRÜR."
deniyor .O halde
inanan kişiler olarak YÜCE RABBİM tarafından bizler vesile edilerek
ihtiyaç sahibine sadaka vermeye memur edilip mükafatından
yararlandırılmak istendiğimizi anlamamız ve açılan elleri boş çevirmememiz
gerekir. Sonuçta yine kazanan biz oluyoruz hayrın karşılığı fazlası ile
hayır olarak gelecektir bundan kimsenin kuşkusu olmaması gerekmektedir.
- Haydi sadaka
sevabından pay almaya gönüllü olalım ve bilelim ki verdiğimizin fazlası
ile bize geri döndürülecektir HAK TEALA tarafından.
-
- RABBİM bizleri sadaka alan
değil veren kullarından eyle ki SENİN rızana nail olalım.
Bu gün
ALLAH rızası için kaç yardıma muhtaca el uzattın?
- Dikkat
ettiniz ise makalelerimdeki konularımızı hep değişik yönleri ele almaya
çalışıyorum bu konumuzu da değişik yönleri ile anlatmaya çalışacağım YÜCE
RABBİM' in bu muhtaç kuluna ihsan ettiğince.
- Yine muhtaç
denildiğinde bizler çoğunlukla sadece para, mal veya eşyadan yoksun olan
kimseler aklımıza gelir doğrudur bunlar zaten herkes tarafından bilinen
yönleri ile muhtaç olanlardır. Peki sizce çarşı veya pazar dönüşü
yorgunluktan bitap düşmüş yaşlı kimseler, genç ve güçlü kimselerin
yardımına muhtaç değil midir? Yolda hasta düşmüş elinden tutup bir
ambulans, bir görevli çağıracak veya hastaneye götürecek birilerini arayan
kimseler, aslında hiç güçleri yokken mecburiyetten dolayı elektrik, su,
maaş kuyruklarında bekleyen, mecali kalmamış kimseler, yol iz bilmeyen
adres soran kimseler, konuşacak birilerini bulamayan, dertlenecek, derdini
açsa belki bir derece düşüncelerinden uzaklaşacak park köşelerinden
bekleyen yalnızlar gibi misallerinin uzayıp gidenlerimiz muhtaç değiller
mi? Birbirlerimizin çeşitli şekillerde muhtacız. Muhtaç olmayan yalnız ve
yalnız YÜCE ALLAH ( C.C. ) değil midir? O halde gelin boş zamanlarımızı
değerlendirmek adına girelim kuyruklara en öne gelince arkalardan muhtaç
olanlara verelim sıramızı tekrar biz onun yerine geçip muhtaç olan
birisini bekleyelim. Pazaryerlerinde kollayalım muhtaç olanları yardım
etmek için yarışalım birbirimizle. Emin olun bir gün o kişilerin hayır
duaları sizlere ulaşacaktır. Bunları yaptığımızda yardım ettiğimiz
kimselerin bu dünyada ki muhtaçlıklarını bizleri vesile ederek gideren
RABBİM bizlerin Ahiret hayatımızda ki muhtaçlıklarımızı da onları vesile
ederek giderir İnşallah.
-
- YÜCE ALLAH 'ım bizleri
sadece sana muhtaç et, muhtaç durumda olanları da kurtarman için bizleri
vesile et İnşallah.
Bu gün
ALLAH rızası için sofrana, evine misafir davet ettin mi?
PEYGAMBER SALLALLAHU
ALEYHİ VE SELLEMİN, ŞÖYLE BUYURDUĞUNU, KULAKLARIM DUYDU, GÖZLERİM GÖRDÜ VE
KALBİM DE EZBERLEDİ:
"ALLAH ( C.C. ) VE ÂHİRET GÜNÜNE İNANAN KİŞİ, MİSAFİRİNE HEDİYESİNİ
SUNSUN."
"HEDİYESİ NEDİR, EY ALLAH' IN RESÛLÜ?" DİYE SORDULAR.
ŞÖYLE BUYURDU:
"BİR GÜN VE GECESİDİR. MİSAFİRLİK ÜÇ GÜNDÜR. BUNDAN FAZLASI SADAKA
SAYILIR.
KİM, ALLAH' A ( C.C. ) VE ÂHİRET GÜNÜNE ÎMAN EDİYORSA, YA İYİ SÖZ
SÖYLESİN, YA DA SUSSUN!"
EBÛ ŞURAYH RADIYALLAHU ANH. BUHÂRÎ.
-
Misafir: İşte yine rıza kazanmanın ve
bereketin bir başka yolu hem de ne güzel yol. Bakın şimdilerde bir
kısmımız bu yoldan kaçar olduk, saklanır olduk hem de hiç kimsenin
göremeyeceğini bilemeyeceğini zannettiğimiz aslında çok ama çok
yanıldığımız şekilde kaçar olduk. Kaçtığımızda neler kaybediyoruz bir
bilebilsek aslında biliyoruz da elimizdeki yiyecekleri veya parayı
kaybedeceğimizi zannediyoruz. Öyle ya aileden olmayan birisi gelecek
benim elimdeki lokmamı yiyecek hele hele bir kaç gün kalacak olursa
masraf daha da artacak, temizlik yorgunluk da cabası. Be hey gafil haydi
gelen misafire senin evde olmadığını veya bir şekilde işin olduğunu
söyleyip gelmemesini sağladın inandırdın diyelim. Ya her şeyi bilen ve
gören, bütün rızkımızı veren YÜCE ALLAH yaptıklarının farkında değil mi?
Sana verdiği rızkın bir kısmı atlattığın misafire ait olduğunun farkında
değil misin. Halbuki o gelen kişi on kısmetle gelir bir kısmetini yer
dokuz kısmetini bırakarak gider.
-
Onu sana gönderen yine senin sebeplenmen, sevap ve rıza kazanman
için göndermedi mi? Ama sen nereden anlayacaksın ki hala küçük hesaplar
peşindesin, günü kurtarmaya uğraşıyorsun oysa YÜCE RABBİN gönderdiği
misafir belki de senin her iki dünya için kurtarıcın olacaktı ama dünya
malı daha tatlı geliyor. Lütfen hemen komşun mu olur, akrabanız mı olur
eş dost arkadaş her kimi ise çağırın misafirliğe ziyanı yok elinizde ne
var ise ağırlayın onunla açık yüreklilikle ve sadece ALLAH' ın ( C.C. )
rızası için önüne koyacağınız sirke bile olsa ona bal şerbeti gibi
gelecektir üzerine güzel sohbetler bundan ala sevap kazanma olur mu.
- RABBİM
bizleri misafirlerini ağırlayanlardan eylersin inşallah ki rızana nail
olalım.
Bu gün
ALLAH rızası için akraba ziyaretlerinde bulundun mu?
ŞUARA 214
EN YAKIN AKRABA
VE HISIMLARINI UYAR
İSRA 26
AKRABAYA
HAKKINI VER. ÇARESİZE, YOLDA KALANA DA. FAKAT SAÇIP SAVURMA
NİSA 36
ALLAH'A KULLUK EDİN. O'NA HİÇBİR ŞEYİ ORTAK KOŞMAYIN. ANA-BABAYA,
AKRABAYA, YETİM VE
ÖKSÜZLERE, ÇARESİZLERE, YAKIN KOMŞUYA, UZAK KOMŞUYA, YANINIZDAKİ ARKADAŞA,
YOLDA KALMIŞA, SİZE BAĞIMLI OLANLARA İYİ VE GÜZEL DAVRANIN. ALLAH, KASILIP
BÖBÜRLENEN ŞIMARIKLARI SEVMEZ
-
RABBİM bizlerin dünya ve ahiret hayatımızın rahat geçmesi için gönderdiği
tüm emirlerini özüne inerek inceleyecek olursak yarattıklarının üzerine
kol kanat gerdiği ve yine bunun için biz kullarını vesile ederek yerimizin
huzurlu olmasını kendimize bıraktığını görürüz. Yukarıda bir kısmını ilave
ettiğim Ayeti Kerime'lerde bildirdiği gibi akrabaya yardımı emrediyor.
Şimdi şöyle bir düşünüyoruz etrafımızda gerçekten bizden kötü durumda, şu
veya bu şekilde yardıma muhtaç olan akrabalarımız yok mudur? onlara el
uzatmamız gerekiyor gerçekten ama o anda nefsimiz ön plana çıkarak
engeller çıkartıyoruz kendi kendimize ne gereği var yardım edersek bizde o
duruma düşebiliriz veya dünya işlerine dalıp bugün, yarın diyor belki iş
işten geçmiş bir takım şeyleri veya ziyaret edeceğimiz kişileri kaybetmiş
oluyoruz. Şimdilerde moda bir söz var " Acıma acınacak hale düşersin"
aslında "Acı ve yardım et ki ileride senin düşmeyeceğin ne malum aynı
duruma." Bizleri akrabamıza yardım etmeyi vesile eden YÜCE ALLAH (C.C.)
aynı duruma düşer isek başkalarını da bizleri kurtarmaya vesile etmez mi?
-
Hemen hemen hepimiz duymuşuzdur "Sılay-ı Rahim" yani "Akrabaya dönmek" bu
cümlenin gereğini yerine getirelim lütfen bizlere verilen tüm emirler yine
bizlerin yararına olmaktadır.
-
- YÜCE
RABBİM bizleri eşsiz, dostsuz akrabasız bırakma onları ziyaretten mahrum
kalıp senin katında hesaba çekilmekten bizleri alıkoy.
Bu gün
ALLAH rızası için sana yapılan haksızlıkları affettin mi?
YÂSÎN
[İ:41.54, R:36.54] O GÜN HİÇBİR CANLIYA, HİÇBİR ŞEKİLDE
HAKSIZLIK
EDİLMEZ. SİZLER, SADECE YAPIP ETTİKLERİNİZİN KARŞILIĞI OLARAK
CEZALANDIRILIRSINIZ.
MÜMİNÛN
[İ:74.62, R:23.62] BİZ HİÇBİR BENLİĞE YARATILIŞ KAPASİTESİNİN ÜSTÜNDE
GÖREV YÜKLEMEYİZ. BİZİM KATIMIZDA, HAKKI SÖYLEYEN BİR KİTAP VARDIR. ONLARA
HAKSIZLIK
EDİLMEZ.
- YÜCE ALLAH (
C.C. ) bizlere hiç şekilde haksızlık edilmeyeceğini bildirmekte iken
kulları kullarına şu veya bu şekilde haksızlık edebilmekte ama bilerek
veya bilmeyerek. Durum böyle olunca insanız ve bir takım hisler
taşımaktayız üzülürüz veya haksızlık karşısında öfkelenir karşımızdaki
kişinin kalbini kırabiliriz kırılan kalp ve işlenen günah halbuki bize
yapılan haksızlığın cezalandırılmasını her şeyi bilen ve gören RABBİM' e
bırakmış olsak hem günah işlememiş oluruz hem de sabır göstererek nefse
hakimiyet duygumuzu öne çıkarmış oluruz kanaatindeyim. Yapılan
haksızlığa tepki kırıcı söz veya fiille değil de nasihat şeklinde olmuş
olsa belki de kişiyi kazandığımız gibi başkalarına da yapacağı
haksızlıkların önüne de geçmiş olmaz mıyız?
- Affedici olmak:
Ne güzel bir şey takva ehli olabilmenin şartlarından birisi inşallah
RABBİM bizleri de müttaki kullarından eyler. Sonra düşünün bir kere YÜCE
ALLAH ( C.C. ) her defasında " Bana dua edin, duanıza icabet edeyim"
yani duanızı kabul edeyim demiyor mu? Biz kulların en büyük dileği nedir
Tevbe ederek bağışlanmak dilemek değil midir. RABBİM her dileğimizi
yerine getireceğine göre Affedici olmuyor mu? O halde O Kİ ALEMLERİN
YARATICISI olarak affettikten sonra bizler aciz kulları olarak yapılan
haksızlıklara karşı neden affedici olmayalım. Olalım ve sonucunu RABB'
İMİZE bırakalım.
-
- YÜCE ALLAH' ım bizleri
haksızlığa uğrayanlardan eylem, insanız şaşarız belki nefsimize yenik
düşer karşımızdakini kırmak durumunda kalırız.
Bu
gün ALLAH rızası için tartıda, terazi de kul hakkını gözettin mi?
ŞUARA
182 "DOĞRU-DÜZGÜN TERAZİ İLE
TARTIN."
İSRA
35 ÖLÇTÜĞÜNÜZ ZAMAN TAM VE DÜRÜST ÖLÇÜN. HİLESİZ TERAZİYLE
TARTIN.
BU, HEM HAYIRLI HEM DE SONUÇ BAKIMINDAN GÜZELDİR.
HÛD
85 "EY TOPLUMUM! ÖLÇÜYÜ VE
TARTIYI
TAM BİR DÜRÜSTLÜKLE YAPIN. İNSANLARIN EŞYALARINI TIRTIKLAMAYIN.
YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUK YAPARAK DOLAŞMAYIN."
MUTAFFİFÎN
1 AZAP VE KAYGU,
TARTIDA
VE ÖLÇÜDE HİLE YAPANLARA OLSUN;
-
Kul hakkı:
Kelimenin tam anlamı ile tüylerimizi diken diken eden bir kelime tüm
günahları affeden YÜCE ALLAH (C. C.) kul hakkını sadece hakkına
girilen kulla helalleşerek affedileceğini belirtmektedir. Durum böyle
olunca tartıda, ölçüde üç kuruşluk bir menfaat için belki de bir daha
hiç göremeyeceğin kişilerin hakkını yemek durumuna düşmek ne kadar
kötü yine dünya menfaati kişisel çıkarlar uğruna harcanacak ahiret
hayatı değer mi acaba geçici zevkler uğruna.Tabi bu sadece tartı
terazi derken sırf ölçü birimi olarak algılamamak lazım olayı yani "
Kardeşim ben ne bakkalım ne kumaş satan tüccarım onun için benim öyle
bir derdim yok" denilebilir. Hayır durum bildiğin, düşündüğün gibi
değil. Diyelim memursunuz ama kişilere farklı davranıyorsunuz tanıdık
geldiğinde veya üst düzey kişilerin işlerine öncelik verdiğinizde,
işçisiniz bir şeyler imal ediyorsunuz yine aynı şekilde kendine veya
tanıdıklarına yaptıklarına kaliteli ve itinalı tanımadıklarına
şişirme, meyve sebze üretiyorsunuz, veriyorsunuz haddinden fazla
gübreyi hormonu, yediriyorsun millete, şoförsünüz taksimetreyi doğru
tutmuyorsunuz, falan filan yani her meslek erbabı için geçerli bu olay
yaptığımız her olumsuz hareket kul hakkını yemek olduğu gibi YÜCE
ALLAH ( C.C.) rızasını kazanmak adına bunun tam tersi şekilde hareket
edersek neler kazanacağımızın farkına bir varabilsek hiç durmaz
hareketlerimizi düzeltirdik. Varsın bizden gitsin üç beş gram yerine
RABBİM bizlere fazlasını verir. Dostumu kırmayayım onun işine öncelik
vereyim derken YÜCE ALLAH' ın dostluğunu kaybetmek de olduğumuzun
farkına varırsak kul hakkı yemeden büyük yolculuğa çıkarız inşallah.
-
-
YÜCE RABBİM bizleri kul hakkı yemeyen kullarının hakkını gözetenlerden
eylersin İnşallah.
-
-
- Bu
gün ALLAH rızası için tanıdık, tanımadık cenaze takip ettin mi?
-
-
PEYGAMBERİMİZ (S.A.S) HASTALARIN ZİYARET EDİLMESİNİ,
CENAZELERİN
TAKİP EDİLMESİNİ, ZİRA BUNLARIN "AHİRETİ" HATIRLATACAĞINI SÖYLEMİŞTİR
(BUHÂRÎ, CİHÂD 171;
-
Neylersin ölüm herkesin başında
Uyudun, uyanmadın olacak
Kim bilir nerede, nasıl
Kaç yaşında bir namazlık saltanatın olacak
Taht misali o musalla taşında
-
-
Şairin dediği gibi bir gün nasıl olsa bizlerde o musalla
taşına istesek de istemesek de uzanacağız, sonra eller üzerinde
belki binlerce kişi ile belki de dört beş kişi ile başlayacağız
ahiret yolculuğuna. Ama önemli olan kişilerin çokluğundan ziyade
iman ve imanlı kişilerle yolcu edile bilinmek değil midir?
Bakıyoruz cenaze gidiyor iyi kötü amelleri ile ve bizlere takip
etmemiz halinde ALLAH' ın rızasını kazandırmak kendisini de asıl
adresine bırakabilmemiz için bir kenarından tutmamızı bekliyor
belki de. Tereddüt etmeye gerek yok bir ucundan tutup gerekli
sevabı almamız ve hatta vaktimiz müsait ise mezarlığa kadar gidip
defin işleminde bulunmamızın bizlere ALLAH' ın rızasını
kazandıracağı gibi insanlık görevini tamamlamanın verdiği huzuru
ile geri dönmemizi sağlayacaktır.
- YÜCE RABBİMİZ' in rızasına nail olmanın ve dolayısı ile
sevap kazanmanın, derece yükseltmenin aslında sanıldığı kadar zor
olmadığını, bunları yapmanın aynı zamanda insanlık görevimiz
olduğunu unutmamamız gerektiğinin hepimiz tarafından bilinmesi
gerekir. Yoksa bir yakınımızı kaybettiğimizde camide onun
namazının başkaları tarafından kılınışını kenardan seyretmenin
bize ne faydası olabilir ki. Yapmamız gereken hiç bir dua dahi
bilmiyor isek edilen dualara eşlik etmek adına içimizden amin
demek dahi görevimizi bir nebze olsun yerine getirmemizi sağlamaz
mı?
-
- YA RABBİM bizleri iman üzere yanına al
imanlı kişilerin taşımasını, takip etmelerini sağla, vuslata
ermemizi nasip eyle AMİN.
-
Bu gün ALLAH rızası için
küçükte olsa birilerine hediyeler verdin mi?
-
-
PEYGAMBERİMİZ BAŞKA BİR HADİSTE DE "HEDİYELEŞİNİZ
Kİ BİRBİRİNİZE SEVGİNİZ ARTSIN" BUYURUYOR.
- HZ. AİŞE
PEYGAMBERİMİZ İÇİN "ALLAH RASÛLÜ
HEDİYEYİ
KABUL EDER VE KARŞILIĞINI VERİRDİ" BUYURUYOR.
-
"HEDİYELEŞİN, ZİRA HEDİYE, KALPTEKİ KUŞKULARI GİDERİR. KOMŞU KADIN, KOMŞUSU
KADINDAN GELEN (HEDİYEYİ) HAKİR GÖRMESİN, BİR KOYUN PAÇASI OLSA BİLE."
- TİRMİZÎ, VELA VE'L-HİBE 6,
(2131)
Hediyeleşmek yani yine vermek, gönülden vermek ama karşılığını verdiğimiz
kimseden değil verdirenden istemek RABBİM 'den istemek malın mülkün verdikçe
çoğalacak çoğaldıkça daha çok dağıtılacak ve sevap kazanılacak derecesi
yükselecek. Yoksa bizlerden istedikleri, yapmamızı gerekli gördüğü emirlerinin
YÜCE ZATINA ne faydası olabilir ki faydası yine biz kullarına değil mi? Yine biz
kullarının iyiliğini düşünmüyor mu?
Dostlar
hediye vermek sevginin, hoşgörünün, duygusallığın bir ifadesidir.Ama hediyeni
belli günlerde veya sadece sevdiğin, tanıdığın kişilere değil daha fazla sevap
olacağın düşüncesi ile daha fazla iyilik yapmanın vereceği güzel duyguyu
tadabilmek ve belki de hiç göremeyeceğin kişilere verebilmek hediyeni ama az ama
çok, ama küçük ama büyük. Biliyor musunuz ? Yeri geldiğinde elinizdeki tesbihi
vermek bile hediye olmaz mı. Sen parmaklarınla da çekebilirsin zikrini,
tesbihatını bir şey kayıp etmezsin ama YÜCE ALLAH' ın rızasını kazanmak niyeti
ile hediye ettiğin tesbih sana neler
kazandıracak bir bilebilsen.
ALLAH' ım bizleri karşılık
beklemeden hediye veren kullarından eyle ki senin de bizlere vereceğin
hediyelerine nail olalım. Amin
Bu gün
ALLAH rızası için yerdeki taşı, poşeti çalı, çırpıyı topladın mı?
Sadaka
vermenin bir başka yolu sadece maddesel olarak verilenler değil bu tür
yapılanlarda her şeyde olduğu gibi ALLAH Rızasını gözettiğimiz takdirde sadaka
olacaktır Rabbimizin izni ile. Yollarda bulunan taş, poşet, çalı, çırpı, şişe
kırıkları veya benzeri şeyler insanlara zarar verebilir düşüncesi ile toplanması
halinde sevap hanemize artı olarak yazılacaktır. Aslında zaten bunları
atmamamızın insanlık görevi olduğunun bilincinde olmamız gerekir ama
başkalarının yaptığı bu olumsuz davranışlar bizlerin sevap kazanmamıza vesile
olacaktır. Allah (C.C.) ne güzel dengeler yaratmış birilerinin yaptıkları
olumsuz hareketlerden diğerleri sevap kazanacak.
Ama onları yerden toplarken dikkat etmemiz
gereken en önemli şey atan kişiler hakkında kesinlikle bir şeyler söyleyip kul
hakkına girmemeye özen göstermemiz olmalıdır. Her ne kadar o kişilerin
yaptıkları davranışlar hatalı ise de Yüce Rabbim tarafından biliniyor olması ve
bizimde o kişiler hakkında sonucu O' na bırakmamız gerekir. Elimizden geldiğince
çevre temizliğine de dikkat ettiğimizde müslümanlığın vecibelerinden birisi olan
temiz olmayı da yerine getirmiş oluruz.
YA RABBİM bizleri ruhta ve maddede temiz kıl, kıl ki tüm insanlığa örnek teşkil
edelim. Amin.
Bu gün ALLAH rızası için tanıdık, tanımadık
hasta ziyaretinde bulundun mu?
ALLAH
RESÛLÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:
"KİM BİR HASTAYI, YA DA BİR MÜSLÜMAN KARDEŞİNİ ALLAH İÇİN ZİYARET EDERSE,
BİR SESLENİCİ ONA ŞÖYLE SESLENİR:
"HOŞ YAŞAYASIN! GİDİŞİN DE HOŞ OLDU! CENNETTE DE KENDİNE GÜZEL BİR KONAK
HAZIRLADIN!"
EBÛ HUREYRE RADIYALLAHU ANH. TİRMİZÎ.
272.
ALLAH RESÛLÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:
"BİRİNİZİN, ELİNİ HASTANIN ALNINA, YA DA ELİNE KOYUP, ONUN NASIL OLDUĞUNU
SORMASI, HASTA ZİYARETİNİN TAMAMINDANDIR.
ALLAH
RESÛLÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:
"BİR HASTANIN YANINA VARIRSANIZ, SİZE DUA ETMESİNİ SÖYLEYİN, ÇÜNKÜ ONUN
DUASI MELEKLERİN DUASI GİBİDİR."
ÖMER RADIYALLAHU ANH. İBN MÂCE.
Bu konuyu takva ehli
bölümünde incelemiştik ama bir daha ele almakta yarar gördüm. Hepimiz zaman
zaman hasta oluruz. Grip, nezle vs. gelip geçicilerin dışında kalıcı veya
bedende ve ruhta iz bırakarak gidenlere ne demeli. RABBİM kimseyi böyle
zorlayan sınavlardan geçirmesin. Geçirirse de bir sebebi vardır hikmetinden
hiç bir zaman sual olamayacağımızın hepimiz tarafından bilinmesi
gerekmektedir.Bu kesin hükümdür. Nereden veya neden geldi bu hastalıklar
gibi anlamsız sorgularla kendimizi rahatlatmaya, boş sözler söylememeye çok
dikkat etmek gerekir. Her şeyin YÜCE ALLAH ( C.C. ) tarafından bir plan
dahilinde meydana getirildiğinin bilinmesi gerekmektedir.
Şimdi asıl konumuza
gelelim. Öncelikle kendimizi bir anlığına hasta olarak hayal etmekle
başlayalım neler hissederiz, ne acı çekeriz hiç düşündünüz mü acaba ?
Derdinizi birilerine anlattığınızda sanki bedeninizi ve ruhunuzu saran tüm
acılar yok olacakmış gibi gelir. Yakınlarınız sizinle başından beri birlikte
olduğundan onlara anlatmanın pek yararı olacağını zannetmediğinizden veya
onları daha fazla üzmenin yersiz olduğunu düşündüğünüzden hep kapıdan
girecek birilerini, tanıdık,tanımadık simaları bekler durursunuz. Şimdi
rolleri tersine çeviriyor ve kapıdan girenin yani hastayı ziyaret edenin
kendiniz olduğunu düşünelim. Hasta olan kişi bir anda size tüm dertlerini
dökecek veya nazını yapacaktır. Sizden gelecek tüm teselli edici sözlere
açıktır yani teselliye muhtaçtır. İşte size ALLAH' ın (C.C.) Rızasını
kazandıracak an gelmiştir. Birtakım teselli edici sözlerden sonra hastanın
yüzündeki, gözlerindeki ifadeyi yakalayabilirsiniz. Belki de onun gülen
gözlerinde, yüzünde YÜCE RABBİN sana olan Rızasını okuyabilirsiniz.
YÜCE ALLAH' ım ne olur bizleri çaresiz
dertlerle imtihan etme
edersen de isyan ettirme günahlarımıza kefaret olarak say RABBİM. Bizleri
hiçbir dünyevi menfaat beklemeden ziyaret edenlerden eyle.Amin
Bu gün ALLAH rızası için elinden geldiğince
ağaç dikip, yeşillikleri suladın mı ?
-
KIYAMET KOPARKEN BİLE AĞAÇ DİKİNİZ.
-
- Ağaç dikmenin, yeşilliği korumanın
günümüzde önemini daha iyi kavramamıza rağmen bir türlü nefsimizi yenip
dünyevi çıkarlarımız uğruna onları koruyamadığımız gibi katletmeye de devam
ediyor hem bizlerin ve gelecek nesillerin dünya hayatını, yine kendimizin de
ahiret hayatını söndürüyoruz. Bu katletmekten her ferdin kendini göre payı
vardır diye düşünüyorum. En azından hemen hemen hepimiz bir kağıt üzerine
yazdıklarımızı beğenmeyip yırttıklarımız veya kağıt peçeteyi, havluyu
fazlası ile kullandıklarımız olmamış mıdır. İşte bunlar ağaçların birer
dalları değiller miydi?
- Kendimize gölge bir yerler ararken belki
de şimdi geçtiğimiz yerlerde istediğimiz gibi gölgesinden
faydalanabileceğimiz hatta dinlenirken üzerinde böceklerin, karıncaların
rızklarını arayıp bulduğu, dallarında kuşların yuva yapıp cıvıldaştığı bir
ağaç vardı ama onu işte düşüncesizce yazıp attığımız veya toz bezi ile
silebileceğimiz halde kağıt havlu ile sildiğiimiz mobilyaların yüzünden yok
olmuş olamaz mı?
- Oysa CENAB-I HAK onları bizlere emanet
olarak vermişti ama bizler doğayı katlediyor ve emanete ihanet ediyoruz. O
halde lütfen hepimiz üzerimize düşen insanlık görevimizi yapıp bizlere
emanet olarak yaratılanlara gereken özeni gösterelim, bizlerden sonrakilere
daha güzel bir şekilde bırakarak ALLAH' ın ( C.C. ) Rızasını kazanalım.
Bakın ağaç veya bir çiçek yetiştirmenin hazzına varabilmenin en güzel yolu
YÜCE RABBİN bizleri vesile ederek onu büyütmesi ve bizlerinde büyürken adım
adım izlememiz olacak. Her geçen gün uzayıp göğe yükselmesi ile birlikte
üzerine yuva yapacak kuşların, böceklerin, altında dinlenecek insanların
sevapları senin hanene yazıldıkça bu dünya ve ahiret hayatında rahatlamana
sebep olacaktır. Elimizden geldiği kadar çevremizdeki yeşillikleri korumaya
hiç değilse diplerini havalandırarak, sulayarak ALLAH' ın ( C.C. ) rızasına
nail olalım.
-
- RABBİM senin
adının anıldığı her iş, her güzel şey bizlerin menfaati doğrultusundadır. Ne
olur senin rızanı kazanmaktan bizleri
-
mahrum bırakma. Sana muhtacız RABBİM. Amin
-
-
Bu gün ALLAH rızası için ilim öğrenmeye veya bildiklerini öğretmeye çalıştın
mı?
-
-
-
SEBE' [İ:58.6, R:34.6] KENDİLERİNE
İLİM VERİLENLER,
RABBİNDEN SANA İNDİRİLENİN, HAKKIN TA KENDİSİ OLDUĞUNU, HAMÎD VE AZÎZ OLAN
ALLAH'IN YOLUNA KILAVUZLADIĞINI GÖRÜRLER.
RÛM [İ:84.22, R:30.22]
GÖKLERİN VE YERİN YARATILMASIYLA DİLLERİNİZİN VE RENKLERİNİZİN FARKLI OLMASI DA
O'NUN AYETLERİNDENDİR. BUNDA,
İLİM
SAHİPLERİ İÇİN ELBETTE İBRETLER VARDIR
ANKEBÛT [İ:85.43, R:29.43]
BUNLAR BİZİM, İNSANLARA VERMEKTE OLDUĞUMUZ ÖRNEKLERDİR Kİ
İLİM
SAHİPLERİNDEN BAŞKASI ONLARA AKIL ERDİREMEZ.
ANKEBÛT [İ:85.49, R:29.49]
HAYIR, O, KENDİLERİNE
İLİM
VERİLENLERİN GÖĞÜSLERİ İÇİNDE AYAN-BEYAN
AYETLERDİR. BİZİM AYETLERİMİZİ, ZALİMLERDEN BAŞKA KİMSE İNKÂR ETMEZ.
Bildiğiniz gibi tüm evrende olan her şey
CENAB- I ALLAH' ın bilgisi dahilinde meydana gelmiştir. O her şeye Kadir' dir.
Şu ana kadar tüm yazdıklarımda O' nun Yüce İzni ile olmuştur yazacaklarımda
olacaktır inşallah.
Dostlarım Cebrail ( A.S ), Peygamberimiz
Hz. Muhammed Mustafa ( S.A.V.) Efendimiz' e YÜCE ALLAH 'ın ilk emri olan "İkra"
Oku diye hitap etmiştir. YÜCE ALLAH (C.C.) emirlerini biz kullarına Peygamber
Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa ( S.A.V.) aracılığı ile gönderdiğini
bildiğimizden bu emri bizler içinde geçerli olacaktır. İlim öğrenmek çok okumak
veya ilim sahiplerinden alarak bizlerin gayretlerimiz ve dualarımız ile YÜCE
RABBİM tarafından verileceğini ama bunun içinde bütün gücümüzle bulmaya
çalışmamız gerekmektedir. Öğrendiklerimizi bilmeyen veya bilemeyen kişilere
aktarmak işte yapmamız gereken bu. İlmi bulmak bizlere verilen emirdir.
Öğrenileni öğretmek, bildiklerimiz ile amel etmek sonra ALLAH 'ın (C.C.)
rızasını istemek. RABBİM İnşallah bizleri de İlim sahibi olan kullarından
eylersin
ALLAH 'ım cümlemizin de benim de
hatalarımı hatasız, günahlarımı da sevap olarak işlememe yardım et. Bizler
beşeriz şaşarız bizleri şaşırtma RABBİM senden başka dayanacak, güvenecek
neyimiz var ki.
Bu gün ALLAH rızası için başıboş hayvanları elinden geldiğince besleyebildin mi?
YÂSÎN [İ:41.73, R:36.73] O
HAYVANLARDA BUNLAR İÇİN BİRÇOK YARARLAR VAR,
İÇECEKLER VAR. HÂLÂ ŞÜKRETMİYORLAR MI?
TÂHÂ [İ:45.54, R:20.54] YİYİN,
HAYVANLARINIZI YAYIP OTLATIN. KUŞKUSUZ BUNDA, AKLI
BAŞINDA İNSANLAR İÇİN İBRETLER VARDIR.
EN'AM
[İ:55.142, R:6.142]
HAYVANLARDAN YÜK
TAŞIYANI DA YAYGI/DÖŞEK YAPILANI DA YARATAN YİNE O'DUR. ALLAH'IN SİZE VERDİĞİ
RIZIKLARDAN YİYİN, ŞEYTANIN ADIMLARINI İZLEMEYİN! ÇÜNKÜ O SİZİN İÇİN AÇIK BİR
DÜŞMANDIR
YÜCE ALLAH ( C.C.) Yerdeki, gökteki, her yerde
yarattığı her şeyi biz insanların emrine vermiş. verirken de onları biz
kullarına emanet etmiş, bizlerin insiyatifine, insafına bırakmış, onlara karşı
iyi veya kötü davranışlarımızdan dolayı muhakkak hesaba çekileceğimizi
bildirmiştir. O halde neden verilen emirlere karşı gelmek gibi bir cürüm
işleyeli ki. Bizlerin bir yerlerimizin ağrıması durumunda çaresizlik ve acı
içerisinde kıvranırken YÜCE ALLAH ( C.C.) tarafından bizlere verilen çarelerden
yararlanabiliyor isek neden sorumlulukları bizlere verilmiş olan ve
onların da bizler gibi birer canlı olduğunu bizler gibi dişlerinin, başının veya
herhangi yerlerinin ağrıyabileceğini düşünemiyoruz. Bırakın düşünmeyi bazen
onlara belki de çektiği acılardan daha fazla ızdırap çektiriyoruz. Doğal yaşam
alanlarından uzaklaştırıp, genleri ile oynayıp, sırf kendi zevkimizi tatmin
etmek, hatta ve hatta insanlarda bulamadığı daha doğrusu aramak istemediğinden
dolayı bulamadığı yakınlığı dostluğu o güzelim hayvanları sırf kendi amaçlarına
uygun olarak alıştırıp yaşamlarını kendi istekleri doğrultusunda sürdürmelerini
sağlayanlara ne demeli. Yazlıklarda geçirilen tatillerde arkadaşlık ve
dostluklarına ihtiyaç duyulan ve normal yaşama dönüldüğünde o hayvanları
başıboşluğa terk eden zihniyetler bunun hesabını verebileceklerini düşünmüyorlar
mı? Aşırı yüklerin altında sadece az bir yiyecekle çalıştırılan hayvanların
bedellerini ödemeyecekler mi?. Yerleşim bölgelerinde sokak köpek ve kedilerin
veya kuşların da karınlarının doymasına ihtiyaç duyacaklarını bunun için de
bizlerin yardımlarımıza muhtaç olduklarını, belki de onlara gereken ihtimamı
göstermemiz halinde YÜCE RABBİM bizlere onları vesile ederek cenneti
vermeyeceğini kim bilebilir ki. Bizler yine her yaptığımız eylemde olduğu gibi o
güzel hayvanlara yapacağımız yardımları da sadece YÜCE ALLAH' ın ( C.C.)
Rızasını kazanmak gibi bir amaca yöneltirsek bizlerin her iki cihanda da mutlu
kılacaktır İnşallah..
YA RABBİM bizleri yarattığın tüm canlılara yardım eden
ve SENİN Rızanı kazanan kullarından eyle. Amin
Bu gün ALLAH rızası için çocuk yuvalarına uğrayıp sevgiye susamışları
sevindirdin mi?
FECR 17 DOĞRUSU ŞU Kİ, SİZ
YETİME
İKRAMDA BULUNMUYORSUNUZ
BAKARA 215 SANA, NEYİ İNFAK
EDİP VERECEKLERİNİ SORUYORLAR. DE Kİ: "İNFAK ETTİĞİNİZ MAL VE NİMET; ANA-BABA,
YAKINLAR,
YETİMLER,
YOKSUL VE ÇARESİZLERLE YOLDA KALAN İÇİN OLMALIDIR. HAYIR OLARAK YAPTIĞINIZI
ALLAH EN İYİ BİÇİMDE BİLMEKTEDİR."
NİSA 36 ALLAH'A KULLUK EDİN.
O'NA HİÇBİR ŞEYİ ORTAK KOŞMAYIN. ANA-BABAYA, AKRABAYA,
YETİM
VE ÖKSÜZLERE, ÇARESİZLERE, YAKIN KOMŞUYA,
UZAK KOMŞUYA, YANINIZDAKİ ARKADAŞA, YOLDA KALMIŞA, SİZE BAĞIMLI OLANLARA İYİ VE
GÜZEL DAVRANIN. ALLAH, KASILIP BÖBÜRLENEN ŞIMARIKLARI SEVMEZ.
Sevgili
dostlar: Şu ana kadar sayfamda yazılanların her bir bölümü için kitaplar
yazılabilir, İnşallah RABBİM' in İzni ile bölümleri sık sık genişletmeye
çalışacağım. Ama önemli olan nokta okuduklarımızı fiiliyata geçirebilecek
miyiz çünkü bildiklerimizle amel etmek mecburiyetindeyiz ve din alimlerinin
söyledikleri gibi bildiklerimizden ve bilip de yapmadıklarımızdan dolayı
sorguya çekileceğiz. O zaman hiçbir şey öğrenmeyim ve hesaptan kurtulurum diye
bir durumumuzda olamaz çünkü ilim öğrenmek ve öğrendiklerimizi de diğer
kişilere anlatmak zorunluluğumuz var diyerek bazı açıklamalarda bulunduktan
sonra konumuza dönelim
"Sevgi" O kadar güzel ve derin bir mana ifade ediyor ki yine sırf bu kelime
üzerine kitaplar yazılabilir. Şayet bana sihirli bir kelime söyle deseler bunu
söylerdim bir anahtardır bir sayılmanın, saygınlığa giden yolun başlangıcıdır.
Güzelliklere açılan kapıdır, ruhun derinliklerine inen hoşluktur. Ama bütün
bunların yaşanabilmesi içinde sevginin en büyüğü YÜCE ALLAH' a karşı
duyduğumuz olmalıdır ki diğerlerini bize O versin. Yüce Kitabımızda o kadar
çok bahis konusudur ki sevgi ama bunların içerisinde konusu olan şimdilik
yetim ve öksüzleri kapsayan bölümü üzerinde duralım. Bir yetimin başını
okşamanın çok çok sevabı olduğunu
Peygamberimiz Hz.
Muhammed Mustafa ( S.A.V.) Efendimiz' in
Hadis-i Şerif' inden biliyoruz.Ama bunu dışarıda,sokaklarda her önümüze gelene
soramayacağımızdan aramanın bir anlamı olur mu sizce. Barındıkları yerlerine
gitmek onları gerçek sevgi ile kucaklamak hal hatırlarını sormak, karınca
kararınca ufak ta olsa hediyeler götürmek çok mu zor olur. Tabi ki hayır
bunlar hepimizin yapabileceği türden şeyler ama her nedense bu tür şeylere
vakit ayırmakta güçlükler çekiyoruz, veya türlü mazeretler buluyoruz. Ne olur
işte gerçek sevgiyi tattırmak ve tatmak için bu tür barınaklara gidelim
ama bir gün iki gün değil devamlı olmak kaydı ile yapalım sevgi güzelliğini
tattıralım o miniklere ve bizlerde o gülen gözlerde ki parıltıları görelim
sevap kazanalım bolca. CENAB-I HAKK biliyor ki yaptığımız her hareket
Kendisinin Rızası kazanmak içindir. Muhakkak bizleri mükafatlandıracaktır.
İnşallah. Bizler de Rızasını kazanmak için elimizden gelen gayreti gösterelim
ki gerçek yolculuk valizimiz dolsun.
YÜCE ALLAH' ım ne olur
bizleri Senin Rızanı kazanmak için Öksüz,yetim ve muhtaç olan kullarına yardım
edebilmek ve onlara sevgi demetleri sunmak gibi bir güzellikle görevlendir.
AMİN.
Bu gün ALLAH
rızası için otobüste, trende, vapurda yaşlıya, hastaya, yorguna yer verdin mi?
Düşünmek lazım bunları acaba kaçımız yapabiliyoruz yada yapmamak için
gözlerimizi bu tür kişilerden kaçırıyoruz oturduğumuz yerden uyuyor görüntüsüne
bürünüyoruz saklanmaya çalışıyoruz o muhtaç gözlerden kendimizi saklıyor
gizliyoruz. Ama unuttuğumuz bir şey var "Allah her şeyi bilen ve görendir." O
ndan nasıl gizleneceksin böyle bir olanak var mı seni beni tüm kainatı
yaratandan kaçmak gizlenmek varmı biz ne yapıyorsak O nun rızasını kazanmak ve
dünyaya geliş nedenimizi bilerek o yolda yürümek için yapmıyormuyuz?
Bu gün ALLAH
rızası için insanların senden istediklerini yerine getirip onların gönüllerini
aldın mı?
Bu gün ALLAH rızası için huzur evlerini ziyaret edip yaşlıların ellerini
öperek hayır dualarını aldın mı?
Bu gün ALLAH rızası için hiç bir
şey yapamadın ise gıybet veya dedikodu yapmayıp sükut etmeyi denedin mi?