BU GÜN ALLAH'IN RIZASINI KAZANMAK İÇİN NE YAPTIN?
 
YAŞAM GAYEMİZ DÜNYA HAYATINDA İYİ AMELLER İŞLEYEREK YÜCE ALLAH'IN RIZASINI KAZANMAYA ÇALIŞARAK AHİRET HAYATIMIZI
Hemen hemen hepimiz  YÜCE RABBİMİZ' in rızasını kazanmak için çok çeşitli yollar olduğunu ve bizlerin  rıza kazanmakla sonsuza dek sürecek olan ahiret hayatımızın  huzur içerisinde geçeceğini biliriz.Peki bunun için neler yapıyoruz, neler yapmıyoruz?
Farz ibadetlerimizin dışında aşağıdakilerle kendimizi sorgulayalım bakalım her gün ALLAH' ın rızasını kazanmamız için yapmamız gereken kulluk görevlerimizden hangisini yapabiliyoruz. veya yapmak için çaba sarf ediyor muyuz, yoksa önümüze çıktıkça mı yapıyoruz veya arayış içerisine girip muhakkak birini veya bir kısmını muhakkak yapıyor vicdan rahatlığı ile uyuyabiliyor muyuz. Birde aksi olarak bütün bunları bilmemize rağmen hastaya, yaşlıya, yetime, öksüze, hele cenazeye hiç dayanamam diğerlerini de işte yorgunluk, zamansızlık, soğuk, sıcak etkiler,tepkiler, mazeretler buluyor muyuz? Halbuki: Bunlardan bizlerinde başına gelmeyeceğinin garantisi var mı hiç düşünüyor muyuz?
 
Bugün Allah (C.C.) rızası için fakir doyurdun mu?
Bugün Allah (C.C.) rızası için küsleri barıştırdın mı?
Bugün Allah (C.C.) rızası için kaç kişi ile selamlaştın?
Bugün Allah (C.C.) rızası için düşküne sadaka verdin mi?
Bugün Allah (C.C.) rızası için kaç yardıma muhtaca el uzattın?
Bugün Allah (C.C.) rızası için sofrana, evine misafir davet ettin mi?
Bugün Allah(C.C.) rızası için akraba ziyaretlerinde bulundun mu?
Bugün Allah (C.C.) rızası için sana yapılan haksızlıkları affettin mi?
Bugün Allah (C.C.) rızası için tartıda, terazide kul hakkını gözettin mi?
Bugün Allah (C.C.) rızası için tanıdık tanımadık cenaze takip ettin mi?
Bugün Allah (C.C.) rızası için küçükte olsa birilerine hediye verdin mi?
Bugün Allah (C.C.) rızası için yerdeki taşı, poşeti çalı, çırpıyı topladın mı?
Bugün Allah (C.C.) rızası için tanıdık, tanımadık hasta ziyaretinde bulundun mu?
Bugün Allah (C.C.) rızası için elinden geldiğince ağaç dikip, yeşillikleri suladın mı?
Bugün Allah (C.C.) rızası için ilim öğrenmeye veya bildiklerini öğretmeye çalıştın mı?
Bugün Allah (C.C.) rızası için başıboş hayvanları elinden geldiğince besleyebildin mi?
Bugün Allah (C.C.) rızası için çocuk yuvalarına uğrayıp sevgiye susamışları sevindirdin mi?
Bugün Allak (C.C.) rızası için otobüste, trende,  vapurda yaşlıya, hastaya, yorguna  yer verdin mi?
Bugün Allah (C.C.) rızası için insanların senden istediklerini yerine getirip onların gönüllerini aldın mı?
Bugün Allah (C.C.) rızası için huzur evlerini ziyaret edip yaşlıların ellerini öperek hayır dualarını aldın mı?
Bugün Allah (C.C.) rızası için hiç bir şey yapamadın ise gıybet veya dedikodu yapmayıp sükut etmeyi denedin mi?

Bu gün ALLAH rızası için fakir doyurdun mu?

TEVBE .60 SADAKALAR/ZEKÂT MALLARI ALLAH'TAN BİR FARZ OLARAK SADECE ŞUNLAR İÇİNDİR: FAKİRLER, DÜŞKÜNLER, SADAKALARLA İLGİLENMEYE MEMUR EDİLENLER, KALPLERİ YAKINLAŞTIRILIP ISINDIRILACAK OLANLAR, ÖZGÜRLÜĞÜNÜ YİTİRMİŞ OLANLAR, BORÇLULAR, ALLAH YOLUNDAKİLER, YOLDA KALMIŞ KİŞİ. ALLAH ALÎM'DİR, HAKÎM'DİR.

     Hep kendi çevremizde kendi çerçevemizde yaşarız, fakir fakir semtlerde zengin kendi çevresinde fakir çoğunlukta gıpta ile bakar zengin yaşamlarına eşitlik der, onların giydikleri, yedikleri, gezdikleri, içtikleri yani tüm yaşantıları hep düşüncelerinde hayallerindedir. Halbuki bütün bunlar, yaşanan her şey  HAK TEALA' nın bizleri denemesi, sınavı değil midir? Acaba fakir fakirliğinden şikayet edecek mi, zengin fakire kol kanat gerecek mi. Ne güzellikler vermiş aslında zengin fakirin karnını doyuracak ona isyan etme fırsatı vermeyecek şükre yöneltecek sevap alacak, kendisi verilen görevini yerine getirmişliğin mutluluğunu tadacak, sevap alacak. Nasıl güzel değil mi? güzelden de öte doyurduğu fakirin gözlerinde RABBİN' in memnuniyetini görecek rızasını görecek. Daha ne olabilir ki.

      Şimdi şöyle bir girişimde bulunalım.  Kendimizden fakiri muhakkak vardır yeter ki bulma niyeti ile aramasını bilelim YÜCE ALLAH ( C.C.) karşımıza çıkartacaktır. Hemen bu makaleyi okuduktan sonra bul kendi fakirini ve doyur karnını, seyret onun sevincini rencide etmeden göstermeden baktığını. Zaten yüreğin bir başka atar, huzur hissedersin tüm benliğinde. RABBİM yeri ve zamanı gelince sana fazlası ile verecektir bundan emin ve mutlu olarak ayrıl diğer karnı doyurulacak kimseye ve zamana, kendinde geçmişin de, geleceğin de pay alsın edilen dualardan bizlerde faydalanalım.

 

 

YÜCE ALLAH ( C.C.) bizleri fakir doyuran kullarından eylesin inşallah.     

HAC .28] KENDİLERİNE AİT BİR TAKIM YARARLARA TANIK OLSUNLAR. KENDİLERİNE RIZIK OLARAK VERDİĞİ KURBANLIK HAYVANLAR ÜZERİNDE BELİRLİ GÜNLERDE ALLAH'IN ADINI ANSINLAR. İŞTE BUNLARDAN YİYİN, SIKINTI İÇİNDEKİ FAKİRİ DE DOYURUN.

Bu gün ALLAH rızası için küsleri barıştırdın mı?

HZ. PEYGAMBER'İMİZ ( S.A.V. )  ŞÖYLE BUYURUR:

"BİR KİŞİNİN KARDEŞİNİ ÜÇ GÜNDEN FAZLA KÜS BIRAKMASI HELÂL DEĞİLDİR. İKİ MÜMİN KARŞILAŞTIKLARI ZAMAN BİRİSİ YÜZÜNÜ ŞU TARAFA, ÖBÜRÜ ÖTE TARAFA ÇEVİRİR. HALBUKİ BU İKİ MÜ'MİNİN HAYIRLISI ÖNCE SELÂM VERMEYE BAŞLAYANDIR." (TECRİD-İ SARİH TERCEMESİ, XII 145

          Hepimiz yeri geldiğinde veya bir konuşma esnasında " Yaşam dediğin nedir ki göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor şu üç günlük dünyada neyi paylaşamıyoruz ki bir birimizi yiyip duruyoruz " deriz. Ama öyle bir an gelir ki sanki bu sözleri bizler söylememiş ve hareketleri bizler yapmamış gibi karşımızdakini başlarız paylamaya. Sözler, sözler ve kırgınlıklar, darılmalar vs. Ama nedense hep kendimiz haklı çıkarız karşımızdaki haksızdır acaba öylemi ? Sakin kafayla düşünüp bütün bu olanların Katipler tarafından doğrunun ve yanlışın yazıldığı ve Yüce RABBİMİZ tarafından bilindiği hiç aklımıza gelmez.Oldu mu? yakıştı mı ? Hani bir müslümana  üç günlük dünyada üç günden fazla küslük yoktu. Unutuldu ve yine nefsimize yenik düştük.
         Şimdi biliyoruz ki iki arkadaş, dost, akraba her kim ise belki de nedenini dahi kendilerinin bile unuttuğu veya sudan sebeplerden dolayı darılmışlar, görüşmüyorlar ve biz bunlara seyirci kalmışız olmaması lazım gelen bir olay. Onlar nasıl küslüklerinden dolayı günah işliyor iseler bizlerde en az onlar kadar günaha giriyoruz. Hemen girişimler ve barıştırmalar olmalı. Bizler millet olarak kırgınlığımız çabuk geçer sıcak kanlılığımızdan ileri gelir bu ama nedense bu gibi durumlarda barışmaya her iki tarafta yaklaşmaz kibirden dolayı halbuki kibir büyük düşmanlarımızdandır. İşte bu durumda önce barışmaya yanaşan kazanıyor kibrini yendiğinden. Yenemedi iki tarafta işte o zaman barıştırma diğer kişilere kalıyor ki sevap hanesine bir not düşülmesi için. Arkadaşlar düşünelim vardır muhakkak çevremizde böyle kimseler hemen şimdi veya sabah en yakın zamanda sıkıştıralım ellerini onların ne pahasına olursa olsun belki onlarda arayı bulacak birilerini bekliyorlardır. Bu neden siz olmayasınız.
 
ALLAH ( C.C.) Bizleri küslerden değil küs barıştıranlardan eylesin İnşallah.   

Bu gün ALLAH rızası için kaç kişi ile selamlaştın?

NİSA .86   BİR SELAM İLE SELAMLANDIĞINIZDA, ONUN DAHA GÜZELİYLE YAHUT AYNISIYLA KARŞILIK VERİN. HİÇ KUŞKUSUZ ALLAH HASÎB'DİR, HERŞEYİ GÜZELCE HESAPLAMAKTADIR.

 PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.S) ŞÖYLE BUYURMUŞLARDIR:

"İMAN ETMEDİKÇE CENNETE GİREMEZSİNİZ: BİRBİRİNİZİ SEVMEDİKÇE, OLGUN BİR ÎMANA SAHİP OLAMAZSINIZ. SİZE, YAPTIĞINIZ TAKDİRDE BİRBİRİNİZİ SEVECEĞİNİZ BİR ŞEYİ HABER VEREYİM Mİ? ARANIZDA SELÂMI YAYINIZ!..." (MÜSLİM, ÎMAN, 93). "ŞÜPHESİZ Kİ, ALLAH KATINDA İNSANLARIN EN İYİSİ, ÖNCE SELÂM VERENDİR" (EBÛ DAVÛD, EDEB, 133) HADÎSİNDEN İSE, SELÂM VERMEDE ACELE ETMENİN DAHA SEVAP OLDUĞU ANLAŞILMAKTADIR.

        Selam almak ve selam vermek insanları birbirlerine yaklaştırdığı gibi içerisinde ALLAH (C.C.) Kelamı geçtiği için bir başka güzel oluyor. Selamın feyzini bilip onu kalbinin derinliklerinde hissederek  vermek verdiğin kişiye karşı olan insanlık görevini yapmanın yanında insanların birbirlerine olan dayanışmalarına da zemin hazırlar. Düşünün bir kere yolda yürüyorsunuz ve karşınızdan biri geliyor size doğru ama dalgın dalgın yürüyor bir boşluk içerisinde kendinden bezgin ve türlü düşüncelere dalmış belki de aklından kötü şeyler geçiriyor işte o an sizin vereceğiniz bir selamla kendine geliyor.Yüce RABBİM' in adı anılıyor karşıdan gelen tanımadığı biri tarafından ve bir anda o karamsar düşüncelerden sıyrılıyor kendine geliyor belki yaşamına yeni bir yön vermek için siz vesile oluyorsunuz verdiğiniz selamla. Böyle misaller çoğaltılabilir. Siz siz olun selamı vermekten ve almaktan çekinmeyin sadakanıza sadaka katın ALLAH ( C.C.) ismi geçen her kelime gibi selamda bizlere O 'nun rızasını kazandıracaktır İnşallah. Haydi yine etrafımızda Selam verilip alınacak o kadar çok kişiler var ki ne duruyoruz o güzel cümleyi söylemeye başlayalım gördüklerimize kimseyi bulamazsan da kurda, kuşa, böceğe,ağaca,toprağa veya kendine "Selâmün aleyküm"(Selâm sizin üzerinize olsun, Allah her türlü kazâdan ve beladan korusun!) dediğinde "Ve aleykümü's-selâm ve rahmetullahi ve berekatüh" (Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi sizin de Üzerinize olsun!)diye cevap gelecektir İnşallah yeri ve zamanı geldiğinde sende duyacaksın şimdilerde olmazsa da sonraları muhakkak Yüce RABBİM' in izni ile.
 

ALLAH 'ım bizleri her daim selam veren ve alan kullarından eylesin İnşallah.

Bu gün ALLAH rızası için düşküne sadaka verdin mi?

BAKARA .271 SADAKALARI AÇIKLARSANIZ BU DA GÜZELDİR. AMA ONLARI GİZLER VE YOKSULLARA BU ŞEKİLDE VERİRSENİZ, BU SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLIDIR; GÜNAHLARINIZDAN BİR KISMINI ÖRTER. ALLAH, HABÎR'DİR, YAPMAKTA OLDUKLARINIZDAN GEREĞİNCE HABERİ VARDIR.

HADÎD .18 ŞU BİR GERÇEK: SADAKA VEREN ERKEKLERLE SADAKA VEREN KADINLAR, BİR DE ALLAH'A GÜZELCE BORÇ VERENLER İÇİN KARŞILIKLAR KAT KAT YAPILIR. ONLAR İÇİN, ONUR VERİCİ BİR ÖDÜL DE VARDIR.

TEVBE .104 BİLMEDİLER Mİ Kİ, ALLAH'TIR KULLARINDAN O TÖVBEYİ KABUL EDEN, O SADAKALARI ALAN. VE ALLAH'TIR, O TEVVÂB, O RAHÎM...

        Teşbihte hata olmaz diye bir söz vardır. Hepimiz hata yapıyor olabiliriz nihayetinde insanız, şaşarız önemli olan  düzelmek, doğruyu bulabilmek ama doğru içinde uğraşı vermek. Doğrular kişilere göre değişse de temel de inananlar için hedefin sadece Rıza kazanmak olduğunun bilinci ile hareket etmek değil midir? diyerek konumuza girelim. " Veren el alan elden daima üstündür." denilmekte çünkü verirken ALLAH' ın (C.C) rızasını kazanacağını sonucunda da muhakkak mükafatının görüleceğinin bilinmesi gerekir Yüce Kitabımızın ZİLZÂL Suresi .7 Ayetinde  "ARTIK, KİM BİR ZERRE MİKTARI HAYIR ÜRETMİŞSE ONU GÖRÜR." deniyor .O halde inanan kişiler olarak YÜCE RABBİM tarafından bizler  vesile edilerek ihtiyaç sahibine  sadaka vermeye memur edilip mükafatından yararlandırılmak istendiğimizi anlamamız ve açılan elleri boş çevirmememiz gerekir. Sonuçta yine kazanan biz oluyoruz hayrın karşılığı fazlası ile hayır olarak gelecektir bundan kimsenin kuşkusu olmaması gerekmektedir.
    Haydi sadaka sevabından pay almaya gönüllü olalım ve bilelim ki verdiğimizin fazlası ile bize geri döndürülecektir HAK TEALA tarafından.
 

RABBİM bizleri sadaka alan değil veren kullarından eyle ki SENİN rızana nail olalım.

Bu gün ALLAH rızası için kaç yardıma muhtaca el uzattın?

       Dikkat ettiniz ise makalelerimdeki  konularımızı hep değişik yönleri ele almaya çalışıyorum bu konumuzu da değişik yönleri ile anlatmaya çalışacağım YÜCE RABBİM' in bu muhtaç kuluna ihsan ettiğince.
       Yine muhtaç denildiğinde bizler çoğunlukla sadece para, mal veya eşyadan yoksun olan kimseler aklımıza gelir doğrudur bunlar zaten herkes tarafından bilinen yönleri ile muhtaç olanlardır. Peki sizce çarşı veya pazar dönüşü yorgunluktan bitap düşmüş yaşlı kimseler, genç ve güçlü kimselerin yardımına muhtaç değil midir? Yolda hasta düşmüş elinden tutup bir ambulans, bir görevli çağıracak veya hastaneye götürecek birilerini arayan kimseler, aslında hiç güçleri yokken mecburiyetten dolayı elektrik, su, maaş kuyruklarında bekleyen, mecali kalmamış kimseler, yol iz bilmeyen adres soran kimseler, konuşacak birilerini bulamayan, dertlenecek, derdini açsa belki bir derece düşüncelerinden uzaklaşacak park köşelerinden bekleyen yalnızlar gibi misallerinin uzayıp gidenlerimiz muhtaç değiller mi? Birbirlerimizin çeşitli şekillerde muhtacız. Muhtaç olmayan yalnız ve yalnız YÜCE ALLAH ( C.C. ) değil midir? O halde gelin boş zamanlarımızı değerlendirmek adına girelim kuyruklara en öne gelince arkalardan muhtaç olanlara verelim sıramızı tekrar biz onun yerine geçip muhtaç olan birisini bekleyelim. Pazaryerlerinde kollayalım muhtaç olanları yardım etmek için yarışalım birbirimizle. Emin olun bir gün o kişilerin hayır duaları sizlere ulaşacaktır. Bunları yaptığımızda yardım ettiğimiz kimselerin bu dünyada ki muhtaçlıklarını bizleri vesile ederek gideren RABBİM bizlerin Ahiret hayatımızda ki  muhtaçlıklarımızı da onları vesile ederek giderir İnşallah.
 
YÜCE ALLAH 'ım bizleri sadece sana muhtaç et, muhtaç durumda olanları da kurtarman için bizleri vesile et İnşallah.

Bu gün ALLAH rızası için sofrana, evine misafir davet ettin mi?

PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEMİN, ŞÖYLE BUYURDUĞUNU, KULAKLARIM DUYDU, GÖZLERİM GÖRDÜ VE KALBİM DE EZBERLEDİ:
"ALLAH ( C.C. ) VE ÂHİRET GÜNÜNE İNANAN KİŞİ, MİSAFİRİNE HEDİYESİNİ SUNSUN."
"HEDİYESİ NEDİR, EY ALLAH' IN RESÛLÜ?" DİYE SORDULAR.
ŞÖYLE BUYURDU:
"BİR GÜN VE GECESİDİR. MİSAFİRLİK ÜÇ GÜNDÜR. BUNDAN FAZLASI SADAKA SAYILIR.
KİM, ALLAH' A ( C.C. ) VE ÂHİRET GÜNÜNE ÎMAN EDİYORSA, YA İYİ SÖZ SÖYLESİN, YA DA SUSSUN!"
EBÛ ŞURAYH RADIYALLAHU ANH. BUHÂRÎ.

     Misafir: İşte yine rıza kazanmanın ve bereketin bir başka yolu hem de ne güzel yol. Bakın şimdilerde bir kısmımız bu yoldan kaçar olduk, saklanır olduk hem de hiç kimsenin göremeyeceğini bilemeyeceğini zannettiğimiz aslında çok ama çok yanıldığımız şekilde kaçar olduk. Kaçtığımızda neler kaybediyoruz bir bilebilsek aslında biliyoruz da elimizdeki yiyecekleri veya parayı kaybedeceğimizi zannediyoruz. Öyle ya aileden olmayan birisi gelecek benim elimdeki lokmamı yiyecek hele hele bir kaç gün kalacak olursa masraf daha da artacak, temizlik yorgunluk da cabası. Be hey gafil haydi gelen misafire senin evde olmadığını veya bir şekilde işin olduğunu söyleyip gelmemesini sağladın  inandırdın diyelim. Ya her şeyi bilen ve gören, bütün rızkımızı veren YÜCE ALLAH yaptıklarının farkında değil mi? Sana verdiği rızkın bir kısmı atlattığın misafire ait olduğunun farkında değil misin. Halbuki o gelen kişi on kısmetle gelir bir kısmetini yer dokuz kısmetini bırakarak gider.
      Onu sana gönderen yine senin sebeplenmen, sevap ve rıza kazanman için göndermedi mi? Ama sen nereden anlayacaksın ki hala küçük hesaplar peşindesin, günü kurtarmaya uğraşıyorsun oysa YÜCE RABBİN gönderdiği misafir belki de senin her iki dünya için kurtarıcın olacaktı ama dünya malı daha tatlı geliyor. Lütfen hemen komşun mu olur, akrabanız mı olur eş dost arkadaş her kimi ise çağırın misafirliğe ziyanı yok elinizde ne var ise ağırlayın onunla açık yüreklilikle ve sadece ALLAH' ın ( C.C. ) rızası için önüne koyacağınız sirke bile olsa ona bal şerbeti gibi gelecektir üzerine güzel sohbetler bundan ala sevap kazanma olur mu.
RABBİM bizleri misafirlerini ağırlayanlardan eylersin inşallah ki rızana nail olalım.

Bu gün ALLAH rızası için akraba ziyaretlerinde bulundun mu?

ŞUARA 214 EN YAKIN AKRABA VE HISIMLARINI UYAR

İSRA 26 AKRABAYA HAKKINI VER. ÇARESİZE, YOLDA KALANA DA. FAKAT SAÇIP SAVURMA

NİSA 36 ALLAH'A KULLUK EDİN. O'NA HİÇBİR ŞEYİ ORTAK KOŞMAYIN. ANA-BABAYA, AKRABAYA, YETİM VE ÖKSÜZLERE, ÇARESİZLERE, YAKIN KOMŞUYA, UZAK KOMŞUYA, YANINIZDAKİ ARKADAŞA, YOLDA KALMIŞA, SİZE BAĞIMLI OLANLARA İYİ VE GÜZEL DAVRANIN. ALLAH, KASILIP BÖBÜRLENEN ŞIMARIKLARI SEVMEZ

    RABBİM bizlerin dünya ve ahiret hayatımızın rahat geçmesi için gönderdiği tüm emirlerini özüne inerek inceleyecek olursak yarattıklarının üzerine kol kanat gerdiği ve yine bunun için biz kullarını vesile ederek yerimizin huzurlu olmasını kendimize bıraktığını görürüz. Yukarıda bir kısmını ilave ettiğim Ayeti Kerime'lerde bildirdiği gibi akrabaya yardımı emrediyor. Şimdi şöyle bir düşünüyoruz etrafımızda gerçekten bizden kötü durumda, şu veya bu şekilde yardıma muhtaç olan akrabalarımız yok mudur? onlara el uzatmamız gerekiyor gerçekten ama o anda nefsimiz ön plana çıkarak engeller çıkartıyoruz kendi kendimize ne gereği var yardım edersek bizde o duruma düşebiliriz veya dünya işlerine dalıp bugün, yarın diyor belki iş işten geçmiş bir takım şeyleri veya ziyaret edeceğimiz kişileri kaybetmiş oluyoruz. Şimdilerde moda bir söz var " Acıma acınacak hale düşersin" aslında "Acı ve yardım et ki ileride senin düşmeyeceğin ne malum aynı duruma." Bizleri akrabamıza yardım etmeyi vesile eden YÜCE ALLAH (C.C.) aynı duruma düşer isek başkalarını da bizleri kurtarmaya vesile etmez mi?
Hemen hemen hepimiz duymuşuzdur "Sılay-ı Rahim" yani "Akrabaya dönmek" bu cümlenin gereğini yerine getirelim lütfen bizlere verilen tüm emirler yine bizlerin yararına olmaktadır.
 
 
YÜCE RABBİM bizleri eşsiz, dostsuz akrabasız bırakma onları ziyaretten mahrum kalıp senin katında hesaba çekilmekten bizleri alıkoy.

Bu gün ALLAH rızası için sana yapılan haksızlıkları affettin mi?

YÂSÎN [İ:41.54, R:36.54] O GÜN HİÇBİR CANLIYA, HİÇBİR ŞEKİLDE HAKSIZLIK EDİLMEZ. SİZLER, SADECE YAPIP ETTİKLERİNİZİN KARŞILIĞI OLARAK CEZALANDIRILIRSINIZ.

MÜMİNÛN [İ:74.62, R:23.62] BİZ HİÇBİR BENLİĞE YARATILIŞ KAPASİTESİNİN ÜSTÜNDE GÖREV YÜKLEMEYİZ. BİZİM KATIMIZDA, HAKKI SÖYLEYEN BİR KİTAP VARDIR. ONLARA HAKSIZLIK EDİLMEZ.

      YÜCE ALLAH ( C.C. ) bizlere hiç şekilde haksızlık edilmeyeceğini bildirmekte iken kulları kullarına şu veya bu şekilde haksızlık edebilmekte ama bilerek veya bilmeyerek. Durum böyle olunca insanız ve bir takım hisler taşımaktayız üzülürüz veya haksızlık karşısında öfkelenir karşımızdaki kişinin kalbini kırabiliriz kırılan kalp ve işlenen günah halbuki bize yapılan haksızlığın cezalandırılmasını her şeyi bilen ve gören RABBİM' e bırakmış olsak hem günah işlememiş oluruz hem de sabır göstererek nefse hakimiyet duygumuzu öne çıkarmış oluruz kanaatindeyim. Yapılan haksızlığa tepki kırıcı söz veya fiille değil de nasihat şeklinde olmuş olsa belki de kişiyi kazandığımız gibi başkalarına da yapacağı haksızlıkların önüne de geçmiş olmaz mıyız?
     Affedici olmak: Ne güzel bir şey takva ehli olabilmenin şartlarından birisi inşallah RABBİM bizleri de müttaki kullarından eyler. Sonra düşünün bir kere YÜCE ALLAH ( C.C. ) her defasında " Bana dua edin, duanıza icabet edeyim" yani duanızı kabul edeyim demiyor mu? Biz kulların en büyük dileği nedir Tevbe ederek bağışlanmak dilemek değil midir. RABBİM her dileğimizi yerine getireceğine göre Affedici olmuyor mu? O halde O Kİ ALEMLERİN YARATICISI olarak affettikten sonra bizler aciz kulları olarak yapılan haksızlıklara karşı neden affedici olmayalım. Olalım ve sonucunu RABB' İMİZE bırakalım.
 
 
YÜCE ALLAH' ım bizleri haksızlığa uğrayanlardan eylem, insanız şaşarız belki nefsimize yenik düşer karşımızdakini kırmak durumunda kalırız.

Bu gün ALLAH rızası için tartıda, terazi de kul hakkını gözettin mi?

 ŞUARA 182 "DOĞRU-DÜZGÜN TERAZİ İLE TARTIN."

 İSRA 35 ÖLÇTÜĞÜNÜZ ZAMAN TAM VE DÜRÜST ÖLÇÜN. HİLESİZ TERAZİYLE TARTIN. BU, HEM HAYIRLI HEM DE SONUÇ BAKIMINDAN GÜZELDİR.

 HÛD 85 "EY TOPLUMUM! ÖLÇÜYÜ VE TARTIYI TAM BİR DÜRÜSTLÜKLE YAPIN. İNSANLARIN EŞYALARINI TIRTIKLAMAYIN. YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUK YAPARAK DOLAŞMAYIN."

 MUTAFFİFÎN 1 AZAP VE KAYGU, TARTIDA VE ÖLÇÜDE HİLE YAPANLARA OLSUN;

     Kul hakkı: Kelimenin tam anlamı ile tüylerimizi diken diken eden bir kelime tüm günahları affeden YÜCE ALLAH (C. C.) kul hakkını sadece hakkına girilen kulla helalleşerek affedileceğini belirtmektedir. Durum böyle olunca tartıda, ölçüde üç kuruşluk bir menfaat için belki de bir daha hiç göremeyeceğin kişilerin hakkını yemek durumuna düşmek ne kadar kötü yine dünya menfaati kişisel çıkarlar uğruna harcanacak ahiret hayatı değer mi acaba geçici zevkler uğruna.Tabi bu sadece tartı terazi derken sırf ölçü birimi olarak algılamamak lazım olayı yani " Kardeşim ben ne bakkalım ne kumaş satan tüccarım onun için benim öyle bir derdim yok" denilebilir. Hayır durum bildiğin, düşündüğün gibi değil. Diyelim memursunuz ama kişilere farklı davranıyorsunuz tanıdık geldiğinde veya üst düzey kişilerin işlerine öncelik verdiğinizde, işçisiniz bir şeyler imal ediyorsunuz yine aynı şekilde kendine veya tanıdıklarına yaptıklarına kaliteli ve itinalı tanımadıklarına şişirme, meyve sebze üretiyorsunuz, veriyorsunuz haddinden fazla gübreyi hormonu, yediriyorsun millete, şoförsünüz taksimetreyi doğru tutmuyorsunuz, falan filan yani her meslek erbabı için geçerli bu olay yaptığımız her olumsuz hareket kul hakkını yemek olduğu gibi YÜCE ALLAH ( C.C.) rızasını kazanmak adına bunun tam tersi şekilde hareket edersek neler kazanacağımızın farkına bir varabilsek hiç durmaz hareketlerimizi düzeltirdik. Varsın bizden gitsin üç beş gram yerine RABBİM  bizlere fazlasını verir. Dostumu kırmayayım onun işine öncelik vereyim derken YÜCE ALLAH' ın dostluğunu kaybetmek de olduğumuzun farkına varırsak kul hakkı yemeden büyük yolculuğa çıkarız inşallah.
 
 
YÜCE RABBİM bizleri kul hakkı yemeyen kullarının hakkını gözetenlerden eylersin İnşallah.
 
 
Bu gün ALLAH rızası için tanıdık, tanımadık cenaze takip ettin mi?
 
PEYGAMBERİMİZ (S.A.S) HASTALARIN ZİYARET EDİLMESİNİ, CENAZELERİN TAKİP EDİLMESİNİ, ZİRA BUNLARIN "AHİRETİ" HATIRLATACAĞINI SÖYLEMİŞTİR (BUHÂRÎ, CİHÂD 171;
Neylersin ölüm herkesin başında
Uyudun, uyanmadın olacak
Kim bilir nerede, nasıl
Kaç yaşında bir namazlık saltanatın olacak
Taht misali o musalla taşında

 

      Şairin dediği gibi bir gün nasıl olsa bizlerde o musalla taşına istesek de istemesek de uzanacağız, sonra eller üzerinde belki binlerce kişi ile belki de dört beş kişi ile başlayacağız ahiret yolculuğuna. Ama önemli olan kişilerin çokluğundan ziyade iman ve imanlı kişilerle yolcu edile bilinmek değil midir? Bakıyoruz cenaze gidiyor iyi kötü amelleri ile ve bizlere takip etmemiz halinde ALLAH' ın rızasını kazandırmak kendisini de asıl adresine bırakabilmemiz için bir kenarından  tutmamızı bekliyor belki de. Tereddüt etmeye gerek yok bir ucundan tutup gerekli sevabı almamız ve hatta vaktimiz müsait ise mezarlığa kadar gidip defin işleminde bulunmamızın  bizlere ALLAH' ın  rızasını kazandıracağı gibi  insanlık görevini tamamlamanın verdiği huzuru ile geri dönmemizi sağlayacaktır.
     YÜCE RABBİMİZ' in rızasına nail olmanın ve dolayısı ile sevap kazanmanın, derece yükseltmenin aslında sanıldığı kadar zor olmadığını, bunları yapmanın aynı zamanda insanlık görevimiz olduğunu unutmamamız gerektiğinin hepimiz tarafından bilinmesi gerekir. Yoksa bir yakınımızı kaybettiğimizde camide onun namazının başkaları tarafından kılınışını kenardan seyretmenin bize ne faydası olabilir ki. Yapmamız gereken hiç bir dua dahi bilmiyor isek edilen dualara eşlik etmek adına içimizden amin demek dahi görevimizi bir nebze olsun yerine getirmemizi sağlamaz mı?
 
YA RABBİM bizleri iman üzere yanına al imanlı kişilerin taşımasını, takip etmelerini sağla, vuslata ermemizi nasip eyle AMİN.

 

Bu gün ALLAH rızası için küçükte olsa birilerine hediyeler verdin mi?
 
PEYGAMBERİMİZ BAŞKA BİR HADİSTE DE "HEDİYELEŞİNİZ Kİ BİRBİRİNİZE SEVGİNİZ ARTSIN" BUYURUYOR.
HZ. AİŞE PEYGAMBERİMİZ İÇİN "ALLAH RASÛLÜ HEDİYEYİ KABUL EDER VE KARŞILIĞINI VERİRDİ" BUYURUYOR.

"HEDİYELEŞİN, ZİRA HEDİYE, KALPTEKİ KUŞKULARI GİDERİR. KOMŞU KADIN, KOMŞUSU KADINDAN GELEN (HEDİYEYİ) HAKİR GÖRMESİN, BİR KOYUN PAÇASI OLSA BİLE."
TİRMİZÎ, VELA VE'L-HİBE 6, (2131)

      Hediyeleşmek yani yine vermek, gönülden vermek ama karşılığını verdiğimiz kimseden değil  verdirenden istemek RABBİM 'den istemek malın mülkün verdikçe çoğalacak çoğaldıkça daha çok dağıtılacak ve sevap kazanılacak derecesi yükselecek. Yoksa bizlerden istedikleri, yapmamızı gerekli gördüğü emirlerinin YÜCE ZATINA ne faydası olabilir ki faydası yine biz kullarına değil mi? Yine biz kullarının iyiliğini düşünmüyor mu?

     Dostlar hediye vermek sevginin, hoşgörünün, duygusallığın bir ifadesidir.Ama hediyeni belli günlerde veya sadece sevdiğin, tanıdığın kişilere değil daha fazla sevap olacağın düşüncesi ile daha fazla iyilik yapmanın vereceği güzel duyguyu tadabilmek ve belki de hiç göremeyeceğin kişilere verebilmek hediyeni ama az ama çok, ama küçük ama büyük. Biliyor musunuz ? Yeri geldiğinde elinizdeki tesbihi vermek bile hediye olmaz mı. Sen parmaklarınla da çekebilirsin zikrini, tesbihatını bir şey kayıp etmezsin ama YÜCE ALLAH' ın rızasını kazanmak niyeti ile hediye ettiğin tesbih sana neler kazandıracak bir bilebilsen. 

ALLAH' ım bizleri karşılık beklemeden hediye veren kullarından eyle ki senin de bizlere vereceğin hediyelerine nail olalım. Amin 

   Bu gün ALLAH rızası için yerdeki taşı, poşeti çalı, çırpıyı topladın mı?

      Sadaka vermenin bir başka yolu sadece maddesel olarak verilenler değil bu tür yapılanlarda her şeyde olduğu gibi ALLAH Rızasını gözettiğimiz takdirde sadaka olacaktır Rabbimizin izni ile. Yollarda bulunan taş, poşet, çalı, çırpı, şişe kırıkları veya benzeri şeyler insanlara zarar verebilir düşüncesi ile toplanması halinde sevap hanemize artı olarak yazılacaktır. Aslında zaten bunları atmamamızın insanlık görevi olduğunun bilincinde olmamız gerekir ama başkalarının yaptığı bu olumsuz davranışlar bizlerin sevap kazanmamıza vesile olacaktır. Allah (C.C.) ne güzel dengeler yaratmış birilerinin yaptıkları olumsuz hareketlerden diğerleri sevap kazanacak.
       Ama onları yerden toplarken dikkat etmemiz gereken en önemli şey atan kişiler hakkında kesinlikle bir şeyler söyleyip kul hakkına girmemeye özen göstermemiz olmalıdır. Her ne kadar o kişilerin yaptıkları davranışlar hatalı ise de Yüce Rabbim tarafından biliniyor olması ve bizimde o kişiler hakkında sonucu O' na bırakmamız gerekir. Elimizden geldiğince çevre temizliğine de dikkat ettiğimizde müslümanlığın vecibelerinden birisi olan temiz olmayı da yerine getirmiş oluruz. 
 
YA RABBİM bizleri ruhta ve maddede temiz kıl, kıl ki tüm insanlığa örnek teşkil edelim. Amin.
 

Bu gün ALLAH rızası için tanıdık, tanımadık hasta ziyaretinde bulundun mu?

ALLAH RESÛLÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:
"KİM BİR HASTAYI, YA DA BİR MÜSLÜMAN KARDEŞİNİ ALLAH İÇİN ZİYARET EDERSE, BİR SESLENİCİ ONA ŞÖYLE SESLENİR:
"HOŞ YAŞAYASIN! GİDİŞİN DE HOŞ OLDU! CENNETTE DE KENDİNE GÜZEL BİR KONAK HAZIRLADIN!"
EBÛ HUREYRE RADIYALLAHU ANH. TİRMİZÎ.

 

272. ALLAH RESÛLÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:
"BİRİNİZİN, ELİNİ HASTANIN ALNINA, YA DA ELİNE KOYUP, ONUN NASIL OLDUĞUNU SORMASI, HASTA ZİYARETİNİN TAMAMINDANDIR.

 

 ALLAH RESÛLÜ SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEM BUYURDU:
"BİR HASTANIN YANINA VARIRSANIZ, SİZE DUA ETMESİNİ SÖYLEYİN, ÇÜNKÜ ONUN DUASI MELEKLERİN DUASI GİBİDİR."
ÖMER RADIYALLAHU ANH. İBN MÂCE.

Bu konuyu takva ehli bölümünde incelemiştik ama bir daha ele almakta yarar gördüm. Hepimiz zaman zaman hasta oluruz. Grip, nezle vs. gelip geçicilerin dışında kalıcı veya bedende ve ruhta iz bırakarak gidenlere ne demeli. RABBİM kimseyi böyle zorlayan sınavlardan geçirmesin. Geçirirse de bir sebebi vardır hikmetinden hiç bir zaman sual olamayacağımızın hepimiz tarafından bilinmesi gerekmektedir.Bu kesin hükümdür. Nereden veya neden geldi bu hastalıklar gibi anlamsız sorgularla kendimizi rahatlatmaya, boş sözler söylememeye çok dikkat etmek gerekir. Her şeyin YÜCE ALLAH ( C.C. ) tarafından bir plan dahilinde meydana getirildiğinin bilinmesi gerekmektedir.
        Şimdi asıl konumuza gelelim. Öncelikle kendimizi bir anlığına hasta olarak hayal etmekle başlayalım neler hissederiz, ne acı çekeriz hiç düşündünüz mü acaba ? Derdinizi birilerine anlattığınızda sanki bedeninizi ve ruhunuzu saran tüm acılar yok olacakmış gibi gelir. Yakınlarınız sizinle başından beri birlikte olduğundan onlara anlatmanın pek yararı olacağını zannetmediğinizden veya onları daha fazla üzmenin yersiz olduğunu düşündüğünüzden hep kapıdan girecek birilerini, tanıdık,tanımadık simaları bekler durursunuz. Şimdi rolleri tersine çeviriyor ve kapıdan girenin yani hastayı ziyaret edenin kendiniz olduğunu düşünelim. Hasta olan kişi bir anda size tüm dertlerini dökecek veya nazını yapacaktır. Sizden gelecek tüm teselli edici sözlere açıktır yani teselliye muhtaçtır. İşte size ALLAH' ın (C.C.) Rızasını kazandıracak an gelmiştir. Birtakım teselli edici sözlerden sonra hastanın yüzündeki, gözlerindeki ifadeyi yakalayabilirsiniz. Belki de onun gülen gözlerinde, yüzünde YÜCE RABBİN sana olan Rızasını okuyabilirsiniz.
 

YÜCE ALLAH' ım ne olur bizleri çaresiz dertlerle imtihan etme edersen de isyan ettirme günahlarımıza kefaret olarak say RABBİM. Bizleri hiçbir dünyevi menfaat beklemeden ziyaret edenlerden eyle.Amin
 

Bu gün ALLAH rızası için elinden geldiğince ağaç dikip, yeşillikleri suladın mı ?

KIYAMET KOPARKEN BİLE AĞAÇ DİKİNİZ.
 
        Ağaç dikmenin, yeşilliği korumanın günümüzde önemini daha iyi kavramamıza rağmen bir türlü nefsimizi yenip dünyevi çıkarlarımız uğruna onları koruyamadığımız gibi katletmeye de devam ediyor hem bizlerin ve gelecek nesillerin dünya hayatını, yine kendimizin de ahiret hayatını söndürüyoruz.  Bu katletmekten her ferdin kendini göre payı vardır diye düşünüyorum. En azından hemen hemen hepimiz bir kağıt üzerine yazdıklarımızı  beğenmeyip yırttıklarımız veya kağıt peçeteyi, havluyu fazlası ile kullandıklarımız olmamış mıdır. İşte bunlar ağaçların birer dalları değiller miydi?
        Kendimize gölge bir yerler ararken belki de şimdi geçtiğimiz yerlerde  istediğimiz gibi gölgesinden faydalanabileceğimiz hatta dinlenirken üzerinde böceklerin, karıncaların rızklarını arayıp bulduğu, dallarında kuşların yuva yapıp cıvıldaştığı bir ağaç vardı ama onu işte düşüncesizce yazıp attığımız veya toz bezi ile silebileceğimiz halde kağıt havlu ile sildiğiimiz mobilyaların yüzünden yok olmuş olamaz mı?
       Oysa CENAB-I HAK onları bizlere emanet olarak vermişti ama bizler doğayı katlediyor ve emanete ihanet ediyoruz. O halde lütfen hepimiz üzerimize düşen insanlık görevimizi yapıp bizlere emanet olarak yaratılanlara gereken özeni gösterelim, bizlerden sonrakilere daha güzel bir şekilde bırakarak ALLAH' ın ( C.C. ) Rızasını kazanalım. Bakın ağaç veya bir çiçek yetiştirmenin hazzına varabilmenin en güzel yolu YÜCE RABBİN bizleri vesile ederek onu büyütmesi ve bizlerinde büyürken adım adım izlememiz olacak. Her geçen gün uzayıp göğe yükselmesi ile birlikte üzerine yuva yapacak kuşların, böceklerin, altında dinlenecek insanların sevapları senin hanene yazıldıkça bu dünya ve ahiret hayatında rahatlamana sebep olacaktır. Elimizden geldiği kadar çevremizdeki yeşillikleri korumaya hiç değilse diplerini havalandırarak, sulayarak ALLAH' ın ( C.C. ) rızasına nail olalım.
       
       RABBİM senin adının anıldığı her iş, her güzel şey bizlerin menfaati doğrultusundadır. Ne olur senin rızanı kazanmaktan bizleri
mahrum bırakma. Sana muhtacız RABBİM. Amin
 
Bu gün ALLAH rızası için ilim öğrenmeye veya bildiklerini öğretmeye çalıştın mı?
 
 
SEBE' [İ:58.6, R:34.6] KENDİLERİNE İLİM VERİLENLER, RABBİNDEN SANA İNDİRİLENİN, HAKKIN TA KENDİSİ OLDUĞUNU, HAMÎD VE AZÎZ OLAN ALLAH'IN YOLUNA KILAVUZLADIĞINI GÖRÜRLER.

 RÛM [İ:84.22, R:30.22] GÖKLERİN VE YERİN YARATILMASIYLA DİLLERİNİZİN VE RENKLERİNİZİN FARKLI OLMASI DA O'NUN AYETLERİNDENDİR. BUNDA, İLİM SAHİPLERİ İÇİN ELBETTE İBRETLER VARDIR

 ANKEBÛT [İ:85.43, R:29.43] BUNLAR BİZİM, İNSANLARA VERMEKTE OLDUĞUMUZ ÖRNEKLERDİR Kİ İLİM SAHİPLERİNDEN BAŞKASI ONLARA AKIL ERDİREMEZ.

ANKEBÛT [İ:85.49, R:29.49] HAYIR, O, KENDİLERİNE İLİM VERİLENLERİN GÖĞÜSLERİ İÇİNDE AYAN-BEYAN AYETLERDİR. BİZİM AYETLERİMİZİ, ZALİMLERDEN BAŞKA KİMSE İNKÂR ETMEZ.

              Bildiğiniz gibi tüm evrende olan her şey CENAB- I ALLAH' ın bilgisi dahilinde meydana gelmiştir. O her şeye Kadir' dir. Şu ana kadar tüm yazdıklarımda O' nun Yüce İzni ile olmuştur yazacaklarımda olacaktır inşallah.
            
             Dostlarım Cebrail ( A.S ), Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa ( S.A.V.) Efendimiz' e YÜCE ALLAH 'ın ilk emri olan "İkra" Oku diye hitap etmiştir. YÜCE ALLAH (C.C.) emirlerini biz kullarına  Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa ( S.A.V.) aracılığı ile gönderdiğini bildiğimizden bu emri bizler içinde geçerli olacaktır. İlim öğrenmek çok okumak veya ilim sahiplerinden alarak bizlerin gayretlerimiz ve dualarımız ile YÜCE RABBİM tarafından verileceğini  ama bunun içinde bütün gücümüzle bulmaya çalışmamız gerekmektedir. Öğrendiklerimizi bilmeyen veya bilemeyen kişilere aktarmak işte yapmamız gereken bu. İlmi bulmak bizlere verilen emirdir. Öğrenileni öğretmek, bildiklerimiz ile amel etmek sonra ALLAH 'ın (C.C.) rızasını istemek. RABBİM İnşallah bizleri de İlim sahibi olan kullarından eylersin
 
 
ALLAH 'ım cümlemizin de benim de hatalarımı hatasız, günahlarımı da sevap olarak işlememe yardım et. Bizler beşeriz şaşarız bizleri şaşırtma RABBİM senden başka dayanacak, güvenecek neyimiz var ki.
 
 
 
Bu gün ALLAH rızası için başıboş hayvanları elinden geldiğince besleyebildin mi?
 
YÂSÎN [İ:41.73, R:36.73] O HAYVANLARDA BUNLAR İÇİN BİRÇOK YARARLAR VAR, İÇECEKLER VAR. HÂLÂ ŞÜKRETMİYORLAR MI?
 
TÂHÂ [İ:45.54, R:20.54] YİYİN, HAYVANLARINIZI YAYIP OTLATIN. KUŞKUSUZ BUNDA, AKLI BAŞINDA İNSANLAR İÇİN İBRETLER VARDIR.
 
EN'AM [İ:55.142, R:6.142] HAYVANLARDAN YÜK TAŞIYANI DA YAYGI/DÖŞEK YAPILANI DA YARATAN YİNE O'DUR. ALLAH'IN SİZE VERDİĞİ RIZIKLARDAN YİYİN, ŞEYTANIN ADIMLARINI İZLEMEYİN! ÇÜNKÜ O SİZİN İÇİN AÇIK BİR DÜŞMANDIR

 

YÜCE ALLAH ( C.C.) Yerdeki, gökteki, her yerde yarattığı her şeyi biz insanların emrine vermiş. verirken de onları biz kullarına emanet etmiş, bizlerin insiyatifine, insafına bırakmış, onlara karşı iyi veya kötü davranışlarımızdan dolayı muhakkak hesaba çekileceğimizi bildirmiştir. O halde neden verilen emirlere karşı gelmek gibi bir cürüm işleyeli ki. Bizlerin bir yerlerimizin ağrıması durumunda çaresizlik ve acı içerisinde kıvranırken YÜCE ALLAH ( C.C.) tarafından bizlere verilen çarelerden yararlanabiliyor isek neden   sorumlulukları bizlere verilmiş olan ve onların da bizler gibi birer canlı olduğunu bizler gibi dişlerinin, başının veya herhangi yerlerinin ağrıyabileceğini düşünemiyoruz. Bırakın düşünmeyi bazen onlara belki de çektiği acılardan daha fazla ızdırap çektiriyoruz. Doğal yaşam alanlarından uzaklaştırıp, genleri ile oynayıp, sırf kendi zevkimizi tatmin etmek, hatta ve hatta insanlarda bulamadığı daha doğrusu aramak istemediğinden dolayı bulamadığı yakınlığı dostluğu o güzelim hayvanları sırf kendi amaçlarına uygun olarak alıştırıp yaşamlarını kendi istekleri doğrultusunda sürdürmelerini sağlayanlara ne demeli. Yazlıklarda geçirilen tatillerde arkadaşlık ve dostluklarına ihtiyaç duyulan ve normal yaşama dönüldüğünde o hayvanları başıboşluğa terk eden zihniyetler bunun hesabını verebileceklerini düşünmüyorlar mı? Aşırı yüklerin altında sadece az bir yiyecekle çalıştırılan hayvanların bedellerini ödemeyecekler mi?. Yerleşim bölgelerinde sokak köpek ve kedilerin veya kuşların da karınlarının doymasına ihtiyaç duyacaklarını bunun için de bizlerin yardımlarımıza muhtaç olduklarını, belki de onlara gereken ihtimamı göstermemiz halinde YÜCE RABBİM bizlere onları vesile ederek cenneti vermeyeceğini kim bilebilir ki. Bizler yine her yaptığımız eylemde olduğu gibi o güzel hayvanlara yapacağımız yardımları da sadece YÜCE ALLAH' ın ( C.C.) Rızasını kazanmak gibi bir amaca yöneltirsek bizlerin her iki cihanda da mutlu kılacaktır İnşallah..
      
YA RABBİM bizleri yarattığın tüm canlılara yardım eden ve SENİN Rızanı kazanan kullarından eyle. Amin
 
 
 
Bu gün ALLAH rızası için çocuk yuvalarına uğrayıp sevgiye susamışları sevindirdin mi?

FECR 17 DOĞRUSU ŞU Kİ, SİZ YETİME İKRAMDA BULUNMUYORSUNUZ

 BAKARA 215 SANA, NEYİ İNFAK EDİP VERECEKLERİNİ SORUYORLAR. DE Kİ: "İNFAK ETTİĞİNİZ MAL VE NİMET; ANA-BABA, YAKINLAR, YETİMLER, YOKSUL VE ÇARESİZLERLE YOLDA KALAN İÇİN OLMALIDIR. HAYIR OLARAK YAPTIĞINIZI ALLAH EN İYİ BİÇİMDE BİLMEKTEDİR."

NİSA 36 ALLAH'A KULLUK EDİN. O'NA HİÇBİR ŞEYİ ORTAK KOŞMAYIN. ANA-BABAYA, AKRABAYA, YETİM VE ÖKSÜZLERE, ÇARESİZLERE, YAKIN KOMŞUYA, UZAK KOMŞUYA, YANINIZDAKİ ARKADAŞA, YOLDA KALMIŞA, SİZE BAĞIMLI OLANLARA İYİ VE GÜZEL DAVRANIN. ALLAH, KASILIP BÖBÜRLENEN ŞIMARIKLARI SEVMEZ.

 Sevgili dostlar: Şu ana kadar sayfamda yazılanların her bir bölümü için kitaplar yazılabilir, İnşallah RABBİM' in İzni ile bölümleri sık sık genişletmeye çalışacağım. Ama önemli olan nokta okuduklarımızı fiiliyata geçirebilecek miyiz çünkü bildiklerimizle amel etmek mecburiyetindeyiz ve din alimlerinin söyledikleri gibi bildiklerimizden ve bilip de yapmadıklarımızdan dolayı sorguya çekileceğiz. O zaman hiçbir şey öğrenmeyim ve hesaptan kurtulurum diye bir durumumuzda olamaz çünkü ilim öğrenmek ve öğrendiklerimizi de diğer kişilere anlatmak zorunluluğumuz var diyerek bazı açıklamalarda bulunduktan sonra konumuza dönelim
    "Sevgi" O kadar güzel ve derin bir mana ifade ediyor ki yine sırf bu kelime üzerine kitaplar yazılabilir. Şayet bana sihirli bir kelime söyle deseler bunu söylerdim bir anahtardır bir sayılmanın, saygınlığa giden yolun başlangıcıdır. Güzelliklere açılan kapıdır, ruhun derinliklerine inen hoşluktur. Ama bütün bunların yaşanabilmesi içinde sevginin en büyüğü YÜCE ALLAH' a karşı duyduğumuz olmalıdır ki diğerlerini bize O versin. Yüce Kitabımızda o kadar çok bahis konusudur ki sevgi ama bunların içerisinde konusu olan şimdilik yetim ve öksüzleri kapsayan bölümü üzerinde duralım. Bir yetimin başını okşamanın çok çok sevabı olduğunu  Peygamberimiz  Hz. Muhammed Mustafa ( S.A.V.) Efendimiz' in Hadis-i Şerif' inden biliyoruz.Ama bunu dışarıda,sokaklarda her önümüze gelene soramayacağımızdan aramanın bir anlamı olur mu sizce. Barındıkları yerlerine gitmek onları gerçek sevgi ile kucaklamak hal hatırlarını sormak, karınca kararınca ufak ta olsa hediyeler götürmek çok mu zor olur. Tabi ki hayır bunlar hepimizin yapabileceği türden şeyler ama her nedense bu tür şeylere vakit ayırmakta güçlükler çekiyoruz, veya türlü mazeretler buluyoruz. Ne olur işte gerçek sevgiyi tattırmak ve tatmak için bu tür barınaklara gidelim  ama bir gün iki gün değil devamlı olmak kaydı ile yapalım sevgi güzelliğini tattıralım o miniklere ve bizlerde o gülen gözlerde ki parıltıları görelim sevap kazanalım bolca. CENAB-I HAKK  biliyor ki yaptığımız her hareket Kendisinin Rızası kazanmak içindir. Muhakkak bizleri mükafatlandıracaktır. İnşallah. Bizler de Rızasını kazanmak için elimizden gelen gayreti gösterelim ki gerçek yolculuk valizimiz dolsun.

 

YÜCE ALLAH' ım ne olur bizleri Senin Rızanı kazanmak için Öksüz,yetim ve muhtaç olan kullarına yardım edebilmek ve onlara sevgi demetleri sunmak gibi bir güzellikle görevlendir. AMİN.

Bu gün ALLAH rızası için otobüste, trende,  vapurda yaşlıya, hastaya, yorguna  yer verdin mi?
 
Düşünmek lazım bunları acaba kaçımız yapabiliyoruz yada yapmamak için gözlerimizi bu tür kişilerden kaçırıyoruz oturduğumuz yerden uyuyor görüntüsüne bürünüyoruz saklanmaya çalışıyoruz o muhtaç gözlerden kendimizi saklıyor gizliyoruz. Ama unuttuğumuz bir şey var "Allah her şeyi bilen ve görendir." O ndan nasıl gizleneceksin böyle bir olanak var mı seni beni tüm kainatı yaratandan kaçmak gizlenmek varmı biz ne yapıyorsak O nun rızasını kazanmak ve dünyaya geliş nedenimizi bilerek o yolda yürümek için yapmıyormuyuz?

 

Bu gün ALLAH rızası için insanların senden istediklerini yerine getirip onların gönüllerini aldın mı?

Bu gün ALLAH rızası için huzur evlerini ziyaret edip yaşlıların ellerini öperek hayır dualarını aldın mı?    
 
Bu gün ALLAH rızası için hiç bir şey yapamadın ise gıybet veya dedikodu yapmayıp sükut etmeyi denedin mi?