|
İNŞALLAH SAYFAMIZDAN
SAĞLIK VE SIHHAT BULURSUNUZ

İŞTE KALBİN CİSMEN VE
RUHEN EN GÜZEL ANLATIMI
"İnsanoğlunun
içinde bir et parçası var ki, o et parçası
düzelirse bütün bünye düzelir. O et
parçası bozulursa bütün bünye bozulur.
İşte o kalptir." Hadis-i Şerif
TEŞHİS
Her
şey soğuk bir kış günü yolda yürürken
göğsümde hissettiğim hafif yanma ile resmi
bir hastanenin kalp ve damar bölümüne araya
hatırlı kişiler koyarak 10 gün sonrasına
aldığım muayene ile başladı. Doktorun
çekilen EKG de gördüğü aksaklıktan dolayı
Eforlu grafik gerektiğini ancak bu test için 2
ay sonrasına gün verebileceklerini sonunda da
anjio için hazır olmamı ve durumun kritik
olduğunu bundan dolayı nidilat ( Dil altı )
hapı yazdığını her hangi bir göğüs
ağrısı hissettiğimde bu hapı almamı
belirterek işi şansa bırakmamıştı !!
Eşimle üzgün
bir şekilde eve dönerken bir anda yolumuzun
üzerinde bulunan Özel bir hastaneye Emekli sandığı üyelerine bakıp
bakamayacaklarını sormak fikri aklımıza
geldi. Bakabileceklerini ve hemen muayene
olabileceğimizi söylediler. Muayene sonucunda
doktorum bir takım tahlil ve testler (TAM KAN,
TAM İDRAR, EKG, EFOR TESTİ EKOKARDİYOGRAFİ
(EKO ) istedi ve karnımın aç olması durumunda
hepsinin aynı gün bitebileceğini söyleyince
inanamadık ( inanamamızın sebebi yukarıda
açıkladığım durumumun kritik olduğunu
söylemesine rağmen sadece eforlu grafik için 2
aya gün veren bir zihniyetten sonra) gerçekten
2 gün içerisinde bitti 2.gün sonunda testlerin
ve tahlillerin damar tıkanıklığı
olabileceğini gösterdiğini ama emin olabilmek
için MYOKARD SiNTiGRAFiSi ( T1-201 )
yaptırmamızı onun için 3 gün beklememiz
gerektiğini söylediler ve beklemeye başladım
günlerden Çarşamba idi.
Cuma günü Cuma
namazımı kılmak için semtimizde 1. katta
bulunan mescidimize çıktığımda sanki kalbim
göğüs kafesimden fırlarcasına atmaya
başlamıştı Namaz sonunda belki şimdi geçer
ümidi ile saat 17.00 civarına kadar bekledim
zaten evim 4. katta idi kendimde çıkacak gücü
bulamamıştım. Sonunda Eşim ve Kızıma haber
vererek hastaneye gitmem gerektiğini belirttim.
Yapılan muayene sonunda serum ve ilaç verilip
doktorumun durumumdan haberdar edilmesi üzerine
cumartesi çekilecek olan MYOKARD SiNTiGRAFiSi (
T1-201 ) beklemeden hemen ANJiO yapılması
gerektiğine karar verildi.
BÖYLECE BENDE GÜNLER, HAFTALAR VE AYLARCA DEVAM
EDECEK OLAN RUHİ VE FİZİKİ DEĞİŞİKLİKLER
BAŞLAMIŞ OLUYORDU.
Günlerden cumartesi saat 12.00 anjio için
hazırlanıyorum tansiyon vb., giydirilen yeşil
elbise ve ameliyathaneye çıkış, karışık
ama umutlu duyguların başlangıcı. Asansör
bir kat yukarıda durduğunda müzik sesi ve
anjiyo ekibi ile yüz yüze geliyorum hepsi genç
ama konuşmaları, hal ve tavırları ile insana
güven veren ve işlerini çok iyi bilen
kişilere has edaları ile cesaretleniyordum. Bir
hemşire anjionun nasıl yapılacağını izah
ederken diğerleri lokal anestezi ile kasık
bölgemi doktoruma hazırlıyorlardı.
O ana kadar çok rahatım ne bir korku ne bir
heyecan bunu yıllardır yapmaya çalıştığım
ve o anda da devam ettiğim dualarımın sonucu
olduğunu ve her şeyin Allah’tan geldiğine
inancımdan kaynaklandığını biliyordum ve
anjio başlıyor ben yine dualarımlayım ve
gayet rahatım. Doktorumun “ Hayret bu derece
tıkalı olabileceğini hiç tahmin etmiyordum”
sözleriyle kendime geliyor ve umutla geldiğim
bu yerde bir anda umutsuzluğa düşüyordum.
Doktorum damarlarımı takip ettiği monitörü
görebilmem ve bilgilenmem için bana doğru
çevirerek izahatta bulunurken Allah’ın
yarattığı ve yıllardır yersiz ve aşırı
yiyecek, içecek, üzüntü, ve sevinçlerle
yorduğum o muhteşem organımı, kalbimi
görüyorum. 3 Ana damarın aşırı derecede
tıkalı olmasına rağmen büyük bir gayretle
hizmete devam etmeye çalışıyordu. Yıllardır
tıbba karşı duyduğum ilgiden dolayı anjionun
nasıl ve neden yapıldığını ve sonucun iyi
olmaması durumunda neler yapılabileceğini az
çok bildiğimden doktoruma balon veya stent
uygulanıp uygulanamayacağını soruyorum
aldığım olumsuz cevap beni bir an da şoka
sokmaya yetmişti. Uygulanamazdı.
KESİNLİKLE
VE ACİLEN BYPASS OLMAM GEREKİYORDU.
İşlem
bitmiş kanamanın durması için kasığıma
tampon yapılıp ağırlık konulduktan ( kanın
pıhtılaşabilmesi için bu şekilde yaklaşık
9 saat sırtüstü yatacaktım bu arada yeri
gelmişken anjioda hiç ama hiç acı
duymuyorsunuz korkacak ve heyecanlanacak bir şey
yok emin olun önemli olan sonucun iyi çıkması
) sonra odama gitmek üzere asansöre
bindirildiğimde allak bullak olmuştum anjiyoyu
dahi düşünmezken ameliyata hiç ama hiç
hazır değildim. Bekleyenlerim sonuçtan
habersiz beni sevinçle karşıladılar. Sonucu
söylediğimde üzülmemeye çalıştıklarını
görmek beni kendime getirmeye yetmişti. Her
şey Allah’tandı.
Aradan 1 saat geçmişti. Doktorum yanıma
gelerek damarlarımın tıkalı olmasına rağmen
aslında çok şanslı olduğumu çünkü kriz
geçirmediğimi ama bunun her an olabileceğini
belirterek bu hastane veya başka bir hastanede
en kısa zamanda ameliyat olmam gerektiğini bir
defa daha vurguladı. Ben ise gerçekten geçen
yaklaşık 5-6 günde beklenmedik şoklar
yaşamanın verdiği karma karışık duygular
içerisinde olduğumdan düşünebilmek için
zaman istedim. Aradan 1-2 saat geçmişti ki
ameliyatımı gerçekleştirecek olan Doktorum
geldi kendisi de derhal ameliyat olmam
gerektiğini belirtti. Ona da verdiğim cevap
sadece zaman istememdi. ( Aslında böyle büyük
bölümü tıkalı damarlarda zamanın çok
değerli olduğunu sonradan öğrenmiştim)
Günlerden Pazar yakınlarım çıkış
işlemlerimi yaptırıyorlar ve çıkıyorum. Eve
geldiğimde yatağıma uzanıyor ve düşünceye
dalıyorum ta ki Doktorumun eve gelen telefonuyla
uyanana kadar. Kendi hastanelerinde veya başka
bir hastanede ama en kısa zamanda ameliyat
olmamın şart olduğunu yineliyordu. Bu
düşünce pazartesi sabaha kadar sürüyor ve
her şeyin Allah’tan geldiğine inanan bir
kişi olarak Ona sığınıp salı günü
ameliyat olmaya karar veriyorum. Doktorumla
görüşüyorum saat 14.00 gibi
başlayabileceğini söylüyor. Gerekli
hazırlıklar yapılıyor, yıllardır
kesmediğim bıyıklarım ve hemen hemen bütün
tüyler tıraş edilip dahiliye muayenesinden
sonra bir hap veriliyor 15-20 dakika sonra bir
rahatlık içerisine giriyorum.
Beklemek beklemek uzun süren saatlerden sonra
acil bir hasta geldiğinden ve ameliyatı uzun
sürdüğünden benim sabah olup olamayacağım
soruluyor. Bende akşamın şerri sabahın hayrı
diyerek kabul ediyorum. Yine uzun bir gece ama
inanın aklıma korkunun zerresi gelmiyor sadece
merak ediyorum o kadar.
Sabah
saat 9.00 hemşirem elinde yine yeşil gömlekle geliyor güler
yüzüyle. Bütün ailem ve yakınlarımı odamda bırakıp dilimde yine
dualarımla, birlikte asansör ve ameliyathane. İçerisi karanlık
sadece masa aydınlık 3 genç yine güler yüzlerle beni
karşılıyorlar. Masaya yatıyorum bana bir elimden bir kolumdan
iğne yapacaklarını, başıma ağrı geldiği an söylememi istiyorlar
ve haklarını helal etmelerini istiyorum hepside gülerek helal
ediyorlar ameliyat masasında hatırladığım en son şey kulaklarıma
giren şiddeti bir uğultu o kadar.
UYANIŞ
Allah’ım gözlerimi açıyorum ama nefes alamıyorum bir takım
sesler duyuyorum kendi sesimi onlara duyuramıyorum çünkü sesim
çıkmıyor. Hani otellerde kat görevlilerinin çamaşır toplamak
için kullandıkları çukur arabalar vardır ya işte kendimi onun
içerisinde zannediyorum. Tavanda spot ışıklar var ama ben bir
tanesini yirmi tane görüyorum ellerimi kollarımı kaldırmaya
çalışıyor, kaldıramıyorum. Sesimi duyurmaya çalışıyorum, kafamı
sağa sola sallıyorum nefes alamadığımı anlamalarını istiyorum
sesleniyorlar ; Amca kafanı sallama su istiyorsan veremeyiz
nefes almaya çalış diyorlar ama alamıyorum Ya Rabbim
çıldıracağım. ( Hani çoğumuz görmüşüzdür bazı rüyalarda bir
yerlerde kalırsınız birilerine sesinizi duyurmak istersinizde
bağırırsınız ama sesiniz çıkmaz duyuramazsınız işte onun gibi
bir şey) Ne kadar zaman geçti bilmiyorum düşünmeye başlıyorum
eğer nefes alamasam şu ana kadar ölmüş olurdum demek ki
alabiliyorum ama neden sesim çıkmıyor o anda yanıma gelen
kişinin elimi tutuğunu ve sıkmamı istediğini duyuyorum ama
sıkamıyorum veya ben öyle zannediyorum. Yine aradan ne kadar
geçti bilmiyorum tavandaki spotların sayısının azaldığını,
görmemin yavaş yavaş normale döndüğünü hissediyorum işte o anda
kendimi çukur bir arabada değil karşımda, sağımda ve solumda
baygın yatan hastalar gibi yarıdan itibaren hafif kaldırılmış
bir karyolada ve karşımda güleryüzlü hemşirelerin bulunduğu
yoğun bakım ünitesinde yattığımı anlıyorum.
Duvardaki saat 15.00 i gösteriyordu demek ki ben yaklaşık altı
saattir dünyadan bir haberdim. Karşıdaki hastaları incelemeye
başladığımda başuçlarında birer monitör, ağızlarında hortumlar,
( ki işte bu hortumdan dolayı sesim çıkmıyormuş) ,boyunlarında
takılı renkli küpelere benzer şeyler, sağ kollarında serumlar,
sol ellerinde yine ince hortumlar, yerde kavanoza benzeyen ve
içinde belli seviyeye kadar kan dolu bir kaba giren yine içi
kanlı aşağı yukarı bahçe hortumu kalınlığında diğer ucu ise
üzerimize örtülü pikelerin altında olan hortum ( aslında kalbin
ve akciğerin altından olmak üzere iki tane olup ileride birleşen
bu hortum ameliyat sonrası içeride kalan kanın dışarı atılması
ve sonradan olabilecek iç kanamaları gözetlemekte
kullanılıyormuş ) karyolalarının yanlarında ise takılı idrar
torbaları görüyorum. İşte o anda onlarda olanların bende de
olduğunu anlıyorum ağzımızdaki hortumun solunum cihazına bağlı
olduğunu aslında onunla nefes aldığımızı çünkü ameliyat
esnasında kalbe ve damarlara yapılacak müdahale için
akciğerlerin söndürülüp kalple birlikte cihaza bağlandığını
sonradan öğreniyorum.
Bu bölümde yazdıklarım benim
mantık yürüterek belirlediklerim. Doğruları Operatör
Doktorum şu şekilde sıralayıp bana büyük bir yardımda
bulunmuştur.
Açık kalp cerrahisi geçirmiş
hasta ameliyathaneden yoğun bakım ünitesine alındığında başta
kalp, akciğer ve böbrek fonksiyonları olmak üzere tüm vücut
sistemleri çok yakından takip edilmek zorundadır, ayrıca hem
ameliyatın hem de uyutucu (anestezik) maddelerin etkileri
nedeniyle hasta bazı fonksiyonlarını (nefes alıp vermek gibi)
tam olarak yerine getiremediğinden yetersiz kalan bu
fonksiyonlar dışarıdan desteklenmek zorundadır. Bu nedenlerle
yoğun bakımda yatmakta olan hastanın üzerinde bir çok ekipman
bulunmak zorundadır. Bunlardan başlıcalarını şöylece sıralamak
mümkün:
1. Hastanın nefes alıp vermesine
yardımcı olmak üzere soluk borusunda bir tüp bulunur (endotrakeal
tüp, entübasyon tüpü) ve bu tüp solunum cihazına bağlanır (ventilatör)
2. Gerekli ilaçların hızla
yapılabilmesine olanak sağlamak üzere hastanın boynunda toplar
damarına giren ve kalbe dek ulaşan bir ince boru (santral ven
kateteri, intraduser) ve ayrıca kollarındaki yüzeyel toplar
damarlarına giren daha ince başka borular (intraket, branül)
bulunur
3. El bileğinde atar damarına
giren bir başka boru daha bulunur (arter hattı), buradan hem
hastanın kan basıncı (tansiyon) takip edilir hem düzenli
laboratuvar tetkikleri için kan örnekleri alınır
4. Hastanın göğsüne yapıştırılan
elektrotlara takılan kablolar hasta başındaki monitöre bağlanır
ve buradan kalp atımlarının hızı ve düzenliliği izlenir. Bu
monitöre ayrıca diğer kateterlerden gelen kablolar bağlanarak
hastanın vücut fonksiyonları eşanlı olarak takip edilir
5. Göğsünde kalbin ve
akciğerlerin üzerine dek uzanan bir başka hortum veya hortumlar
daha bulunur (dren) ve vücut dışında içinde steril su bulunan
bir şişeye bağlanır. Bu hortumların amacı kalp ve akciğer
etrafında birikmesi muhtemel kan ve sıvıların dışarıya
boşalmasını sağlamaktır. Bu hortumlar düzenli olarak kontrol
edilmelidir çünkü kan pıhtısıyla tıkandıkları takdirde ameliyat
sahasından sızan kan kalp ve akciğer etrafında birikerek onların
çalışmasını bozar. Böyle bir durumda hastanın tekrar ameliyata
alınarak bu kanın boşaltılması gerekebilir
6. Drenlerin hemen yanından, bir
ucu kalbin üzerine tutturulmuş ince bir kablo çıkar (pace teli).
Bu telin amacı kalp ritminde bozukluk veya yavaşlama olduğunda
kalp ritmi oluşturucu cihaza (pace-maker) bağlamak yoluyla kalp
ritmini düzenlemektir
7. Hastanın böbrek
fonksiyonlarını yakından takip edebilmek amacıyla idrar yoluna
bir başka hortum (üriner kateter, sonda, Foley kateteri) konur
ve bir torbaya bağlanır
8. Hastanın parmağında kandaki
oksijen doygunluğunu eşanlı ölçen bir prob (pulse oksimetre)
takılıdır ve doğrudan monitöre bağlanır
Tüm bunların dışında hasta
yatağına monte edilen hassas sıvı pompaları (infüzyon pompası),
yatak yaralarının açılmasına engel olan özel havalı yatak,
gerektiğinde kullanılmak üzere başka bir çok cihaz (defibrilatör,
intraaortik balon pompası, hemodinami monitörleri, aspiratörler,
kan gazı cihazı, elektrolit cihazı, vs), hastadan elde edilen
bilgilerin kaydedilip analiz edildiği bilgisayarlar ve pek çok
ilaç, serum, yedek malzeme yoğun bakımda hastanın yakınında ve
kolay ulaşılabilecek bir yerde bulunur.
Her
monitörden ikaz sesleri geliyor duyulan sesler
üzerine hemşireler ( Yeri gelmişken gerçekten
söylüyorum hemşirelerin, hizmetlilerin,
doktorların hakları ödenmez Allah onların
daha doğrusu işlerini haklarıyla yapanların
daima yar ve yardımcıları olsun bu arada
ameliyatımı olduğum hastanenin tüm personeli
bu duayı hak edenlerdendi.) ne olur nefes alın
nefes alın demeye başlıyorlardı işte o anda
anladım ki bu solunum cihazına
bağlılığımız doğru şekilde nefes
alıncaya kadar devam edecekti aldığımız
oksijen miktarı yeterli gelmezse cihaz ikaz
veriyordu ve monitörde görülebiliyordu bunu
geçte olsa anlamış düzgün nefesler alıp
vermeye başlamıştım. Bu durum devamlı
kontrol altında olduğumuz hemşirelerin de
gözlerinde kaçmamış olacak ki solunum
cihazından çıkartılacağımı
söylediklerinde çok ama çok sevinmiştim ve
nefes borumun bilmem neresine kadar inen
hortumdan,o ızdıraptan kurtulacaktım.
Şükürler olsun Allah’ım.
İki hemşire
geliyor ellerinde daha ince hortumlar ve
kaplarla. Kabı boynuma tutuyorlar. Diğerinin
ağzımdaki boruyu çıkartması ile birlikte
öksürük ve balgam, ince hortumla boğazın
yıkanması ağzıma takılan oksijen maskesi
çok ama çok rahatlıyorum. Belki de rahat nefes
almanın ne kadar güzel olduğunu anlıyorum. O
esnada karşıda yatan hastaların birinin
monitöründe anormal bir şeyler olduğunu
gören hemşirelerin yerlerinden fırlamaları
ile hastanın ayaklarının yükseğe
kaldırılıp boynumuzda takılı olan küpeye
benzer dediğim ( ki yine sonradan öğrendiğime
göre ani müdahale kalp durması vb. gibi
gerektiren durumlarda boyundaki damardan direkt
kalbe bağlanan hortumlardan yapılan iğnenin
anında kalbe ulaşıp hastayı hayata
döndürülmesi içinmiş ) yerden yapılan
iğneden iki üç saniye içerisinde ( Tabi
Öncelikle Allah’ın izni ile ) nöbetçi
doktordan alınan direktifler doğrultusunda
hemşirelerin olağan üstü çabaları sonucu
her şeyin normale dönmesini görmek beni o
kadar çok etkilemişti ki anlatamam.
O ana kadar
kesinlikle uyumamamız için devamlı
uyarılıyor ve takip ediliyorduk ayılmamızdan
belli bir zaman sonra verilen sudan
içebilecektik ama yavaş yavaş çünkü hızlı
ve zamanı gelmeden içilen su mide bulantısı
yaparmış. Bu arada şunu belirtmek istiyorum
yasaklar nihayetinde bizim iyiliğimiz için bunu
idrak ettikten sonra her şey daha kolaylaşıyor
kanısındayım bu normal yaşamda da böyle
değil mi? Bu arada bilmeden veya mantık
yürütülerek yapılan şeylerin sonuçları
bazen ters etki yapabiliyordu nitekim ben
ameliyattan önceki gece kendimce “Eğer bu
gece uyumazsam yoğun bakımda uyur daha çabuk
atlatırım” diye düşünmüş ve çok büyük
hata işlemiştim. Uykusuzluğa bazen dualar
okuyarak bazen de diğer hastaları seyrederek ve
hatta nefeslerini normal alamayan diğer
hastaların cihazlarından çıkan düdük
seslerine elimle ritm tutarak direnmeye
çalışıyordum zaten göz kapaklarım inmeye
başladığında dahi hemen hemşirelerde ikaz
geliyordu “ Amcacığım sakın uyuma “ Saat
02.00 civarında daha önce birkaç sefer
müdahale yapılan karşımdaki hastaya iki
ünite daha kan verilmesine rağmen iç kanama
durmuyor yukarıda bahsettiğim şişeye devamlı
kan doluyordu. Hastaya tekrar müdahale kararı
alınıp ameliyathaneye indirildi yaklaşık iki
üç saat sonra her şey normale dönmüş
şekilde geri getirildi. ( Bu tür olayları
anlatmamın nedeni sadece bizlerin ne kadar emin
ve gayretli ellerde olduğumuzu bilmenizi
istediğim için) Bu arada kollarımızda ve
elimizin üzerinde takılı olan iğnelerden
dolayı el ve kollarımız normal olarak
şişmişti.
Yoğun bakımda
normal şartlar altında 24 saat kalmamız
gerekiyormuş o yüzden gözüm hep saatte idi ve
ne bir ağrı ne bir sızı hissediyordum bence
her şey gayet yolunda idi sanki göğsü
açılıp damarları değişen ben değildim.
Saat 05.00 gibi baş hemşirenin “ Haydi
arkadaşlar temizlik zamanı “ komutuyla her
hastaya iki hemşire düşecek şekilde ellerinde
birer kap,süngere benzer şeyler ve havlularla
yanlarımıza geldiler bana baş hemşire
gelmişti. Ne olacağını sorduğumda “
Amcacığım sizleri yakınlarınızın yanına
bu şekilde nasıl göndeririz “ demesi
üzerine kendimi hayatım boyunca ender olarak
yaşadığım bir duydu fırtınası içerisinde
buldum. Gözlerimden akan yaşlara engel
olamıyordum. Ameliyat esnasında her
tarafımıza sarı renkli dezenfektanlar
sürülü idi itina ile bizleri temizleyip
kuruladılar. Unutamayacağım anlardan biri
idi ( Allah bu güzel insanların her
dualarını kabul eder inşallah. İmla
hatalarını düzeltmek için okuduğum belki
onuncu sefer yine o anı hatırlayıp gözlerim
yaşardı.) Saat 06.00 odama indirileceğim
öğle saatini iple çektiğim an diğer
Doktorumuzun benim ismimi söyleyip bütün
tahlil ve testlerin çok iyi olduğunu odama
indirilebileceğimi söyleyince çok sevindim.
Ailem servisteki
odamda kalmış, akraba ve tanıdıklarım ise
beni ancak öğleye doğru göreceklerini
düşünerek evlerine gitmişler. Beni
hazırlıyorlar önce biraz acı veren sondadan
sonra sol elimin üzerindeki aparattan ve sağ
kolumda takılı serumlardan kurtarıp şişmiş
olan elim için koluma tansiyon aletine benzer
bir alet takarak belli aralıklar halinde kolumu
sıkıp bırakması sonucu bir müddet sonra
şişlikten eser kalmıyordu. Arabayla odama
indiriliyorum tabi ki Allah’ın izni ile hayata
tekrar döndürülüşüme neden olan bu yerden
ve bu insanlardan ayrılmak bana çok değişik
duygular tattırıyor.
Yine opr. doktorumuz imdadıma yetişiyor ve
yukarıdaki benim yine kendi düşünceme göre
tahmin ettiğim aletle ilgili düzeltmeyi
gönderiyor.
Bu arada Hocama tekrar
teşekkür eder Vatani görevinde BAŞARILAR
Dilerim. Allah Bahtını açık etsin herşeyi
gönlüne göre versin.
Kolunuza takılan ve inip
sönen aparat (tansiyon maşonu) kolunuzdaki
şişmeyi gidermek amacı ile
kullanılmamaktadır. Ameliyattan sonraki ilk
saatler kan basıncınız kolunuzdaki atardamara
yerleştirilen bir kateterden izlenir. Hasta
yoğun bakımdan servise indirilmeden önce bu
kateter yerinden çıkartılır ve tansiyon, kola
bağlanan o aparattan ölçülür. Cihaz otomatik
bir tansiyon ölçüm aracıdır aslında.
SERVİSE GELİŞ
Beni hemşireler
ve ailem sevinçle karşılıyor hemen tekrar
oksijen maskesi takılıyor yine gerekli
ölçümler ısı tansiyon vb. Kendimi yorgun ve
bitkin hissetmeme rağmen konuşma ihtiyacı
duyuyorum. Bu arada ailem ne fedakardır onlara
söyleyecek yazılacak her güzellik az gelir.
Saat 09.00 kahvaltı geliyor ama ben gösterilen
ilgiden o kadar doydum ki yemesem de olur. Bir
zaman sonra hemşire geliyor ve birlikte
yürümemiz gerektiğini söylüyor bir elinde
vücudumdaki deliklerden çıkan hortumların
bağlı olduğu kavanoz ve diğer kolunda ben
karşıya bakmam kaydı ile koridorda ilk
adımlarımı atıyorum tarifi mümkün olmayan
bir duygu yatağıma nefes almakta güçlük
çekerek dönüyoruz ama mutluyum meğer
bebeklikte ilk adımlar ne heyecan verici imiş
bunu daha iyi anlıyorum. Rahat nefes almamız
için akciğerimizin şişmesi öksürmek ve
balon şişirmekle zaman içerisinde normale
dönecekmiş bu arada unutmadan yazayım belli
aralıklarla tansiyon ve ısı ölçümleri devam
ederken ilaç tedavim ile sağ ayağımın
bileğinden yaklaşık dizime kadar olan
bölümün iç kısmından alınmış olan
damarın ve göğsümdeki yaklaşık bir
karışlık kesilmiş yerlerin pansumanlarının
yapılmasına, şişliklerin daha çabuk inmesi
için de varis çorabı giydirilmeye
başlanmıştı. Zaman zaman hemşireler
sırtımıza avuç içleri ile vurarak
öksürmemizi ve balgam çıkartarak rahat nefes
almamızı sağlıyorlardı ( Sigara içenlerin
halleri daha da içler acısı idi. )
Beni en çok
düşündüren şey vücudumdaki ve boynumdaki
hortumlar çıkartılırken acı duyup
duymayacağım idi. Nihayet odama indiğimin
ikinci günü bunlardan kurtulacaktım. Odama
baş hemşire ve yardımcısı her zamanki güler
yüzlü tavırları ile girerek haberi
verdiklerinde çok sevinmiştim büyük bir
ustalıkla önce boynumdaki sonra vücudumdaki
hortumları alıp tampon yaparak bir saat
sırtüstü yatmamı sonradan kaldırılıp
istediğim zaman kimseye bağlı kalmadan
yürüyebileceğimi söylediklerinde daha da
sevinmiştim. Hiç korktuğum gibi olmamış acı
duymamıştım. Allah’ım kimseyi kimseye
muhtaç etmesin inşallah. Üçüncü günü
lavaboya ilk defa giriyorum çünkü o ana kadar
tüm ihtiyaçlarım çok sevgili eşim, kızım
ve hemşireler tarafından karşılanıyordu.
Aynaya baktığımda kendimi tanıyamadım
yıllardır olan bıyıklarımın kesildiğini
unutmuş ve sanki değişik bir yüzle
karşılaşmıştım o arada gözüm yakası
açık olan pijamamdan görülen sanki ince bir
kravat şeklindeki ve en üst kısmı şişmiş,
kesik olan yere iliştiğinde sanki içimden bir
şeylerin koptuğunu hissetmiş ağlamaya
başlamıştım kendimi durduramıyordum bu
duruma üzülen eşim bir müddet aynayı
bakmamı yasaklamıştı.
İnanın o
ağlamam son olmamıştı her fırsatta ve her
şekilde kendimi tutamıyor ağlıyordum, her
şeyimle allak bullak olmuştum. Ama böyle olan
sadece ben değildim diğer hastalarda hemen
hemen aynı şekildeydiler. Belkide bunlar
başımıza gelenlerin ve daha neler
geleceklerini bilmediğimize karşı bir tepki
idi. Bu arada kesilen göğüs kafesimdeki
kemiklerin kaynamaları yaklaşık 8 hafta
süreceğinden sadece sırtüstü yatmaya devam
ediyordum kesinlikle yan dönmem yasaktı. Eşim
ve kızım uykuda yan dönme ihtimalime karşı
vardiya şeklinde uyuyorlardı. Enfeksiyon
tehlikesine karşı ziyaretçilerimin sayısı
kısıtlı oluyordu. Zaman zaman şiddetlenen
ağrılara karşı ağrı kesici iğnelerin
dışında tahliller içinde kolumdan,
parmağımdan ve kasığımdan kanlar
alınıyordu. Dördüncü günün sabahında
viziteye gelen doktorum tahlil ve tetkiklerin
çok iyi olduğunu ve istersem çıkabileceğimi
söylediğinde o duygu seli yine başlamıştı.
Bu duyguları anlatmak o kadar zor ki tarifi
imkansız bunları yaşamak lazım diyeceğim ama
Allah’ım ne olur bu tür acıları ve
dermansız dertleri biz kullarına vermez
inşallah. Ama biliyorum ki verirsen de bir
sebebi vardır sen sebepsiz bir şey vermezsin.
TABURCU OLUYORUM
Baş
hemşiremiz odaya geliyor ve bundan sonrasında
neler yapacağımızı beni nasıl bir hayatın
beklediğini harika bir sunuşla anlatıyor o
kadar güzel motive oluyorum ki sanki ameliyat
olan ben değilim. Gerek diğer kader
arkadaşlarımla gerekse hemşirelerle
vedalaşırken yine duygusallaşmış
gözlerimden akan yaşlara engel olamıyordum
diğer hastalar da aynı şekilde idi ama inanın
bana sanki orada bir şeyler bırakmış olmaktan
dolayımıdır nedir bilmiyorum kendimi oraya
bağlanmış, ayrılmak istemiyor, sanki
dışarıda yine rahatsızlanacakmışım gibi
bir hisse kapılmıştım.
Yukarıda
belirttiğim gibi evim 4. katta idi ve rahat
çıkabilmem için akrabalarım ve komşularım
her kata sandalye koyuyorlardı. Allah'ım ilk
katı çıkıp sandalyeye oturduğum anı
hayatım boyunca unutmam mümkün değil nefes
alamıyordum her kafadan bir ses geliyor, herkes
geçmiş olsun çok iyi görünüyorsun vs.
derken ben kendimle uğraşıyordum. Nihayet
belli bir müddet sonra biraz toparlanıyor her
katta dinlenmek şartı ile odama kavuşuyordum.
1 Hafta sonra kontrol, 2 hafta sonra ise dren
dikişlerinin alınması için (Diğer dikişler
kendiliklerinden düşüyor )tekrar bu katları
ineceğimi düşünmek dahi beni tekrar
yormuştu.
İşte
gittikçe zor gelecek günler başlıyordu.
İnanırmısınız benim için zor olan fiziki
acılardan çok ruhsal acılardı insan moral
olarak tam manası ile bir çöküntünün
içerisine giriyor ( sebebini her defasında
yazıyorum geçecek olan birkaç ayda beni
nelerin beklediğini bilmediğimden
kaynaklanıyordu ) aslına bakılırsa nice
hastalar nice dermansız dert çekenler var en
azından bizler gerekli şartların uygun olması
halinde belli bir süre sonra sağlığımıza
kavuşabilecektik ama çok zor oluyordu buna
birde yaklaşık 35 yıldır içtiğim ve bir
gün dahi bırakmadığım sigara yokluğu da
eklenince bütün yaşantım altüst olmuştu ben
bunu maneviyatımı güçlü tutarak ve inanarak
zorda olsa atlatmaya çalışıyordum ama
inanıyordum ki bu zorlukları aşacağım
Çünkü Allah kullarına taşıyamayacağı
yükler vermezdi. Yukarıda yazdığım gibi
tekrar yineliyorum eğer bizleri aşağı yukarı
nelerin beklediğini bilse idim çok daha iyi
olacaktım bundan eminim.
Esasında,
hastaneden çıkarken yapmamız gereken şeyler
nasıl anlatılıp, döküman veriliyor ise
ameliyat olmadan öncede kendimizi hazırlamamız
açısından narkozdan uyanma, yoğun bakım,
takılan cihazlar ve sonrası hakkında ufakta
olsa bizlerin bilgilendirilmeleri ile sonraki
günlerimizde moral açısından faydalı
olabilir, kendimizi daha iyi hazırlayabilirdik.
Belki bu arada korkarak erteleyenler veya
vazgeçenler olabilir ama inanın hiç bir acı
her an yaşanacak bir kriz korkusu veya daha
başka rahatsızlıklara sebep olmaktan daha
kötü olamazdı.
LÜTFEN DOKTORUNUZUN
VERDİĞİ KARARI ERTELEMEYİ VEYA VAZGEÇMEYİ
KESİNLİKLE DÜŞÜNMEYİNİZ VE MUHAKKAK
TAVSİYELERİNE UYUNUZ İNŞALLAH SAĞLIKLI BİR
YAŞAM BİZLERİ BEKLİYOR.
Bir
taraftan elimde olmadan dahi olsa ailemi ve
akrabalarımı üzmüş olmanın ezikliği ile
onlara iyi olduğumu her geçen gün daha iyiye
gittiğimi göstermek için hoş görünmek
zorunda olduğumu hissediyor diğer taraftan
acılarıma katlanmaya çalışıyordum. Çünkü
çektiğim sıkıntı ve acılar azımsanacak
gibi değildi. Ama herzaman yaptığım gibi
Allah'ıma hamd ediyordum beterin beteri vardı.
Hani
halk arasında bir söz vardır " Bütün
dertler gece başlar "diye insan
doğruluğunu böyle durumlarda daha iyi
anlıyor. Akşam olduğunda ve sırt üstü
yatmaya devam ettikçe sanki ağrılarım ve
moral çöküntüm daha fazlalaşıyor gibi
geliyordu ama yapacak bir şey yoktu en iyisi her
şeyi zamanın akışına bırakmaktı. Zaman
geçtikçe yürüyüşlerimi düzenli yaptığım
zamanlar ağrılarımın daha azaldığını
görmeye başladım her geçen gün daha iyiye
gidiyordum ameliyat olduğumdan yaklaşık bir ay
sonra bu sayfaya yazmaya başlayabildim ama
sürekli değil sadece 10-15 dakika
yazabiliyordum gün geçtikçe bu süre artmaya
başladı.
Artık
sokağa da çıkmaya başlamıştım ilk zamanlar
tabi ki ailemin nezaretinde sağolsunlar beni
yine desteksiz bırakmadılar. (Bu arada kimsesi
olmayıp bu durumda olanlarında Allah'ım yar ve
yardımcıları olsun) Mümkün olduğu kadar
fazla yorulmamaya yoruldukça parklarda bir
başkasının yanında oturup konuşmaya
çalışıyor konuştukça kendimi daha iyi
hissediyordum. Birde benim avantajım ameliyat
olduğum hastanenin yakınında oturmamdı.
Yürüyüşlerimi o yöne yaparak diğer
hastaları gördüğümde kendime " Bak ben
ameliyat oldum hatta aradan şu kadar zaman
geçti onlar ise daha işin başındalar onlardan
daha şanslıyım " diye moral veriyordum.
Ama hastaneye doğru yaptığım yürüyüşlerin
sonraları diğer ameliyat olacak olan hastalara
moral vermek, onların yaşadıklarını veya
yaşayacaklarını bilen biri olarak dertlerine
ortak olacak ve sadece Allah'ın Rızasını
kazanmak için gönüllü olarak çalışacağım
aklıma bile gelmezdi. Şu ana kadar işlerin
yolunda gitmesi benimle ilgilenen herkesin
görevini tam olarak yaptıklarını sonrasında
işin bana düştüğünü farketmiş kendimce
moralimi yüksek tutmaya çalışıyordum.
Ama
bu kadar acıdan sonra belli bir yere kadar
gidiyordu bu sefer başka uğraşılar bulmaya
yöneliyordum.Mesela televizyonda sağlık
programlarını ( Ağırlıklı olarak kalp ve
damar üzerine olanlarını ) izliyor,
seyircilerin sorularını dinlediğimde "
Ben onu yaşadım sen daha yeni yaşayacaksın
"diye yine moralimi tazeliyordum. Böylece
iki ay geçti artık ellerimi kolayca kullanıyor
çoğu işimi kendim yapabiliyordum hatta araba
bile kullanmıştım ama emniyet kemeri
göğsümü acıtmıştı bu arada unutmadan
dikişlerim hemen hemen dökülmüştü zaman
zaman göğüs acılarım şiddetleniyor ama
dayanıyordum. Ayak bileklerimdeki şişler hala
geçmemişti tahminim daha zaman alacaktı
ihtiyacımız olan sadece sabır ve zamandı
Allah'tan bunu isteyip beklemekten başka yapacak
şeyimiz yoktu.
Her
geçen gün iyiye doğru gitmeme rağmen bazen
kendimi ruhen çok yorulmuş ve bitkin hissediyor
ağlamak istiyordum ayıp değil ya. Ama yinede
her şekilde Allah bizlere ikinci bir şans
tanımıştı onu çok iyi kullanmamız
gerektiğine inanıyorum. Bugün ameliyatımın
69. günü ayağımdaki son dikişte düştü ama
için için acılar var yeri gelmişken her
dikiş düşerken veya düşmesine yakın sanki o
bölgeye iğneler batıyormuş gibi oluyor hatta
ben çoğu zaman sıçramıştım. Yine aynı
şekilde göğüs dikişlerimde de aynı şeyler
olmuştu birde sanki göğsümün içerisinde
dikişler vardı ve zaman zaman tıpkı yukarıda
anlattığım acılar içeride de oluyordu bir de
buna çıkan tüylerin ve uyuşuk olan yerlerde
olan değişiklikler eklenince ortaya tuhaf bir
acı çıkıyor.
Bu
arada sayın doktorlarımızdan özür dileyerek
ve haddim olmayarak yazıyorum hiç bir art
düşüncem yok sadece benim düştüğüm
boşluğa diğer hastalarında düşmesini
istemedim yoksa onların işlerine karışmak
gibi bir düşüncem de yok. Mesela yukarıda
yazdığım dikişler düşerken duyduğum
acıyı hiç bir doktor yazmamıştı yine aynı
şekilde narkozdan uyanış, yapılan iğneler,
ameliyata girerken vücudumuzda hiç bir şey
takılı değilken bir bakıyorsunuz çok büyük
zorluklar içerisinde uyanıyor ve her
tarafınızda bir takım şeylerin takılı
olduğunu görüyor veya hissediyorsunuz
bunların hepsi olması gereken doğal şeyler
ama hasta psikolojisi ile olanları kabullenmek
zor oluyor haliyle.
Bu
gün 75. gün ve ben Şükürler olsun kendimi
kesilen göğsümün içerisinden gelen acılar (
ağrı demiyorum ) dışında fiziksel olarak iyi
hissediyor, ( ruhen değil ) yürüyüşlerime
her geçen gün artırarak devam ediyorum.
Günler geçtikçe bendeki olumlu veya olumsuz
değişiklikleri zaman zaman yazmaya devam
edeceğim.
80.
gündeyim yine göğüs acılarım devam ediyor
ve yine ruhsal olarakta rahat değilim. Birden
aklıma belkide bu bozukluğumun yıllardır
alışkın olduğum namazlarıma başlayarak
düzeltebileceğim geliyor bugün Şükürler
olsun başlıyorum. ( Secdede göğsüm acıyor
ve damarımın alındığı ayağım uyuşuyor. )
Bu arada çevrede gezmeye devam ederken birinin
babasınında ameliyat olduğunu ama kesilen
göğüs kemiklerinin kaynaması için bizlere
önerilen yaklaşık 8 hafta sırtüstü yatmayı
beklemeden yan yatmalara başladığından
göğüs kafesi eğri kaynamış olmasından
dolayı tekrar bir operasyon geçirecekmiş aman
ha !
LÜTFEN UYARILARI
HARFİYEN YERİNE GETİRİNİZ.
Bu arada hasta yakınları
içinde bazı şeyler yazmak istiyorum.
İnanırmısınız kendimi o kadar etkilenmiş ve
değişmiş hissediyorum ki tarif etmek imkansız
eskisinden daha hassas daha alıngan dokunsanız
kırılacak bir cam gibiyim sanki. Acaba sadece
bu değişmeler bendemi diye düşünüyorum ama
bizler gibi ameliyat olan hemen hemen herkes
(uzun yıllar önce olanlar bile) aynı şekilde
imiş. Madem böyle bir site yapmaya karar verdim
bazı araştırmalar yapmam gerekiyordu.
Birde öğrendiğime göre
maalesef önceleri sigara ve içki içen
arkadaşların çoğu tekrar başlamışlar.
Aslında o kadar sıkıntı duyuyorum ki
anlatamam sanki bir sigara içmekle tüm
sıkıntılardan kurtulacakmış gibi geliyor ama
sonradan düşünüyorum çektiğim acılara
değer mi ?diye değmez tabi deyip kendimi
dışarı atıyorum. Rabbim ne olur ben ve benim
gibi senden çare bekleyen kullarına yardım et.
Biliyorum ki sen edilen duayı kabul eder
açılan elleri boş çevirmezsin.
Bazen düşünüyorum
sigarayı bırakmanın ne denli zor olduğu ve
bırakmak isteyenler için her türlü desteği
sağlamak üzere dernekler kurulmuş,
hastanelerde bölümler açılıyor ve sürekli
yayınlar yapılıyor yani yılların
alışkanlığı için desteğe ihtiyaç
duyulurken birde düşünün böyle bir
ameliyatla birlikle sigarayı bırakmak zorunda
kalıyorsunuz ve hiç bir psikolojik destek
alamıyorsunuz ne kadar zor biliyor musunuz
anlatamam.
85. Gündeyim sabah akşam
ağrı kesici içmeme rağmen göğsümdeki
acılar ve arasıra aniden gelen halsizliklerim
devam ediyor. Durum böyle olunca kendimden
utandığım gibi ailemden daha da çok
utanıyorum istedim ki benim ne olacağını
bilmeden (sadece ayaktan veya ayaklardan alınan
damarların tıkalı olan damarlara
takılacağını biliyordum göğüsten alınan
damarı dahi nice sonra öğrendim ) birazda
zamansız olarak yakalanıp girdiğim bu
operasyonda yaşadığım bilinmeyenleri ve gerek
hastanelerin yazdıkları gerekse sözle
söylenildiğini ve doğruluğunun belkide
çoğunluğu kapsayan ama beni bunu dışında
bırakan bir takım uyarıları mesela
" İYİLEŞME
SÜRESİ YAKLAŞIK 2 AYDIR. BU SÜRE İÇİNDE
GÖĞÜS, OMUZ, SIRT, VE KOL AĞRILARI İLE
UYUŞMALAR, HALSİZLİK, GECE TERLEMELERİ,
İŞTAHSIZLIK OLABİLİR.BU DURUM TAMAMEN
GEÇİRİLEN AMELİYATLA İLGİLİDİR VE ZAMANLA
DÜZELECEKTİR.AMELİYAT YARALARININ ÇEVRESİNDE
MORLUK,KAŞINTI,AĞRI VE HİSSİZLİK OLABİLİR.
BUNLAR 2 AY İÇERİSİNDE TAMAMEN
KAYBOLACAKTIR."
uyarısının bana
uymayıp 3 aya yaklaşmama rağmen
ağrılarımın devam etmesinden dolayı
kaygılanıp acaba bende başka şeyler mi var
?düşüncesine kapılıp ruhen çöküntüye
uğruyor bunu ailemede aksettiriyorum çoğu
zaman çok asabi oluyor veya hiç kimseyle
konuşmak istemiyorum tabiki bu durum onları da
olumsuz yönde etkiliyor. Yaklaşık 2 ayda
geçeceği bildirilen acılarım neden hala devam
ediyor diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Her gün yürüyüşlerime
bir saatten az olmamak üzere devam ediyorum.
Evde ise namaz, televizyon, bilgisayar ve okumak
arası dolaşıp duruyorum. Bugün yine birtakım
güzel sözler okurken aşağıdaki vecize
gözüme takıldı aynen yazıyorum.
"HEKİMLERİN
YAPTIĞI EN BÜYÜK HATA RUHU DÜŞÜNMEDEN
YALNIZ BEDENİ TEDAVİYE TEŞEBBÜS
ETMELERİDİR."
Eflatun
Tıpta ağrı eşiği diye
bir ifade varmış; vücud herhangi bir fizik
güce ve değişik hastalıklarda içerilerden
olan uyarılara karşı, ağrının hissedilmesi
ve şiddetinin algılanması kişiden kişiye
değişkenlik gösterir. Sözgelimi, aynı
uyarıyı birisi hiç hissetmezken, diğeri
ağrıya dayanamadığını söyleyebilirmiş.
102.gündeyim şükürler
olsun göğüs acılarım ve moral bozukluğuma
rağmen hasta olduğum cuma gününden sonra ilk
defa cuma namazımı kıldım.
112.güne kadar göğüs
acılarımda bayağı azalma var ama
uyuşukluklar devam ediyor. Bunların dışında
fazla zorlanmamak şartı ile yürüyüşlerim
yapabiliyor, gerekli olan el ve kol hareketlerimi
kısıntısız kullanabiliyorum.
117. gün hava dünde çok
sıcaktı bugünde iki gündür akşama doğru
nefes almakta biraz zorlandım. Durum böyle
olunca tabiki panikledim şükürler olsun kalple
ilgili sorun yokmuş normal olarak geçirdiğimiz
böylesine büyük ameliyat sonunda akciğerin ve
diğer organların bir anda düzelmelerini
bekleyemeyiz ama hala kalple ilgili bir sürü
sorular var aklımda inşallah bunları ben
yaşadıkça sizlere zaman zaman aktaracağım
biliyorum sabırlı olmamız gerekiyor ama
nihayetinde insanız bazen sabırı
unutabiliyoruz. Bu arada başımız ağrısa hiç
alakası yokken acaba ameliyatla ilgilimi diye
şüphe ediyoruz.
Yazmadan geçemeyeceğim ;
Öyle bir zamana geldik ki birine selam versen
yüzünde acaba bir menfaatimi var ki selam verdi
gibi bir ifade beliriyor. Mesela bütün
samimiyetimle diyorum ki kardeşim ben sana
sadece Allah Rızası için yardım etmek
istiyorum başka hiçbir düşüncem yok dememe
rağmen hayır illa altında bir menfaat arayacak
yok kardeşim yok seni inandırmak için ne
yapmam lazım. ( Gerçi benim için önemli olan
senin inanman değil Allah'ın bilmesi) Yaşam
sadece bu dünyadan ibaret değil ki. Yardımı
sadece ve sadece Allah'ın rızasını kazanmak
içinde yapacak insanların olduğunun da
bilinmesi gerekiyor. Lütfen biraz duyarlı ve
saygılı olalım.
"PEYGAMBERİMİZ
(S.A.V.) BUYURDULAR Kİ: "İNSANLARA
KARIŞIP ONLARIN EZALARINA KATLANAN MÜSLÜMAN,
ONLARA KARIŞMAYIP, EZALARINA KATLANMAYANDAN
HAYIRLIDIR."
Şu an yukarıda
bahsettiğim gibi diğer ameliyat olacak olan
hastalara moral vermek, ve normal şartlarda
onların yaşadıklarını veya
yaşayacaklarını bilen biri olarak dertlerine
ortak olmak ve sadece Allah'ın Rızasını
kazanmak için gönüllü olarak her fırsatta
hastaneye gitmeye devam ediyorum. Bilirsiniz biz
insanların sınırsız duyguları vardır. Aşk,
hırs, intikam v.b. Benim hastaneye gidip hiçbir
maddi menfaatim olmaksızın ameliyat olacak
kişileri ziyaret etmem ve onlara bende ameliyat
oldum ve şimdi bu durumdayım diyerek hele de
rahatlatıcı bazı şeyleri anlattıkça
kendilerinin ve yakınlarının yüzlerindeki
memnuniyet ifadelerini görmek herkese nasip
olmaz. İşte bende de yukarıda bahsettiğim
duygulardan biri olan yardım etme duygusu hakim
oldu. İnsanları mutlu görmek benim bu
dünyadaki mükafatım ahiret mükafatımızı da
her kuluna ve bana da Allah verir inşallah.
-
KİŞİ,
YAPTIĞI HER ŞEYİ, "ALLAH
İÇİN"; YANİ
ÇEVRESİNDEKİLERDEN VEYA
KARŞISINDAKİLERDEN HİÇ BİR ÇIKAR
BEKLEMEDEN; SIRF KENDİNDEKİNİ ONLARLA
PAYLAŞMAK AMACIYLA YAPIYORSA, BUNUN
YARARINI GÖRECEKTİR!.
-
UNUTULMASIN
Kİ, BUGÜN ELİMİZDE NE VARSA, YARIN
HEPSİNİ ZATEN YİTİRECEĞİZ!.
-
DEĞER Mİ
EBEDİ HAYATIMIZI CEHENNEM ETMEĞE ÜÇ
GÜNLÜK ÇIKAR İÇİN!?
-
HELE BİR DE, O
GÜNKÜ ÇIKARLARIMIZI DÜŞÜNEREK
BİLDİĞİMİZ GERÇEKLERİ
SÖYLEMİYOR, KARŞIMIZDAKİNİN YANLIŞ
YOLDA YÜRÜMESİNE GÖZ YUMUYORSAK?
04 TEMMUZ 2004 PAZAR 124.
Gün
Bugün solan çiçeklerin
yerine yenilerini dikmek için günlerdir
yaptığım yürüyüşler ve hareketlerin
dışında sarfettiğim güçten dolayı olacak
biraz halsiz düştüm.
3 AĞUSTOS 2004 153. Gün
Yaklaşık 1 aydır başka
bir şehirdeki akrabalarımın yanına gittik o
yüzden sayfamı güncelleyemedim. Bu arada
gittiğim şehirde halsizliğim yeniledi.
Gittiğimiz hastanede yapılan tetkikler
sonucunda herşeyin normal olduğu görüldü ama
halsizliğim devam ediyordu. Yapılacak bir
şeyin olmadığını söylediler ve eve
döndük. Akrabalarım yediklerimin çok az
olduğunu bunun yetersiz olabileceğini söyleyip
bana çok sıkı bir şekilde yemek yeme
zorunluluğu getirdiler. Allah razı olsun
halsizliğim yavaş yavaş geçmeye başladı.
3 ARALIK 2004 9. AY
Son yazdığımdan 4 ay
geçmiş önceleri kendimdeki değişiklikleri
saat saat anlamaya ve sizlere anlatmaya
çalışırken sonraları gün gün, hafta hafta,
ay ay şimdi de 4 ay geçmiş Allah'ıma
şükürler olsun yıllardır tıkalı
damarlarımdan dolayı çektiğim ağrılardan
eser kalmadı darısı sizlerin başına sadece
bazen sol göğsüm ve damar alınan ayağımın
bilek kısmına yakın yerler acıyor, Olacak o
kadar bazen de ritim bozukluğu oluyor
doktorlarım bunların normal olduğunu ve zaman
içerisinde geçeceğini söylüyorlar inşallah.
Hasta ziyaretlerinin ne
kadar önemli ve değerli olduğu herkesçe
bilinmektedir yalnız dikkat edilmesi gereken
çok önemli şey ziyaretlerin çok kısa
tutulması ve kesinlikle grip,nezle
vs.hastalıkları olanların ayıp olur
düşüncesini bir tarafa bırakıp ziyaret
etmemeleri gerekir.
LÜTFEN HASTANIZI
SEVİYOR,ONUN TEKRAR HASTANEYE YATMASINI
İSTEMİYORSANIZ UYARIYI DİKKATE ALINIZ
3 MART 2005
Artık son bölümlerimi
yazıyorum herşeyi Allah bilir benim tahminim
bundan sonra kalp ile ilgili fazlaca sorunlar
olmaz kanısındayım. Bugün tam 1 yıl oldu.
Şu ana kadar yazmamamın nedeni kayda değer bir
şeyler olmayışındandı. Ama her geçen gün
daha iyiye gidiş sürüyor tek takıntım sigara
aklımdan bir türlü çıkartamama rağmen şu
ana kadar içmedim içmeye de niyetim yok
inşallah. Yürüyüşlerime, ilaçlarıma ve
perhizime devam ediyor, evde hemen hemen her işi
yapıyorum hobi olarak ağaç işleri ile
uğraşmayı sevdiğimden dolap ve kitaplık dahi
yaptım. Kendimi çok iyi hissediyorum yine
hergün hastaneye moral vermeye ve ameliyat
hakkında bilgi vermeye devam ediyorum insanları
sevindirmek onların ve ailelerinin
sıkıntılarını biraz olsun dağıtmak beni
çok mutlu ediyor. Bu his anlatılmaz sadece
yaşanır Allah'ım inşallah tüm insanlara
yardımlaşma duygusunu verir ve herkes mutlu
yaşar bu his için ameliyat olmaya da gerek yok
biraz düşünce biraz etki yeterli gibime
geliyor.Herşeyin gönlünüzce olması
dileğiyle.
TEGABÜN 64/11 DE
ŞÖYLE BUYRULMUŞTUR: "
ALLAH'IN İZNİ OLMADIKÇA HİÇBİR FELAKET
GELİP ÇATMAZ. "
ÖLÜM, HASTALIK, KAZA, SIKINTI GİBİ
FELÂKETLER, YÜCE YARATICI'NIN BİZLER İÇİN
TAKDİR ETTİĞİ OLUŞ SIRLARI GEREĞİDİR.
" HAKKI SEVMEK, HALKI
SEVMEKLE OLUR. " İNSANIN ALLAH KATINDA
YÜCELMESİ, ANCAK İNSANLARA HİZMETLE
MÜMKÜNDÜR
Bizler için yaşam bir
imtihan dünya ise imtihan yeri herkese bu zor
imtihanda başarılar ve sağlıklı günler
dilerim.
NOT : ZİYARETÇİ
DEFTERİME YAZARSANIZ SEVİNİRİM.SAYGILARIMLA
Bu yazıyı her hangi
bir tıp dergisinden almadım tesadüfen elime
geçti tam benim anlayacağım şekilde
anlatmış olduğu gibi aktarıyorum
Kalbi incelediğimizde,
bunun yalnızca bir pompadan ibaret
olmadığını, bir de bu pompanın bastığı
kanın yönünü belirleyecek
"sübaplar" (kapakçıklar) olduğunu
görürüz
Bunlar, kalp
kasları tarafından pompalanan kanın, tam
gereken anda gereken yönde hareket etmesini
sağlamaktadırlar. Dahası, kalp, büyük
damarlar yoluyla bir taraftan akciğere, bir
taraftan da tüm vücuda bağlanır. Vücuda
giden damar, az sonra kendi içinde dallara
ayrılır, bu dallar daha küçük dallara, onlar
da çok daha küçük dallara ayrılırlar.
Kılcal damarlara kadar inen bu ayrışma büyük
damarlara, sonra daha büyük damarlara ve sonra
çok daha büyük damarlara doğru birleşir. Ve
tüm bunlar yeniden kalbe döner. Kalpten de,
kanın içindeki karbondioksiti vermek ve yerine
oksijen almak için akciğere yollanır.
Tüm bu dolaşım
sistemi, yani kalp, damarlar ve akciğer birarada
düşünüldüğünde ortaya çıkan şey ise,
tam kompleks bir sistemdir. (Buna, kanı
temizlemekle görevli olan böbrekleri, kandaki
şeker oranını ayarlayan pankreas bezini,
kanın kimyasal bileşimini kontrol altında
tutan karaciğeri ve kandaki savunma sistemi
elemanlarını da eklediğinizde, ortaya
ihtişamlı bir yapı çıkar.) Bu kompleks
sistemin parçalarının hepsi birbirleriyle
uyumludur ve birbirlerine çok düzgün bir
biçimde bağlanmışlardır. Birbirleriyle
uyumlu olan tüm bu parçalar, ortak bir amaca
hizmet etmektedirler. Ve eğer tek bir parça
dahi eksik olsa, sistemde aksaklıklar ortaya
çıkar. Bu ise dolaşım sisteminin sahibi olan
insanın ölümü ile sonuçlanabilecek durumlara
sebebiyet verebilir.
Hiçbir kalp,
pompaladığı kanı temizleyecek bir akciğer
olmadıktan sonra, tek başına herhangi bir
bedeni bir dakikadan fazla yaşatamaz. Bu durumda
dolaşım sisteminin tek bir anda tüm
parçalarıyla var olmuştur. Bu da, kalpteki ve
dolaşım sistemindeki kusursuz bir tasarımı
yani yaratılmışlığı gösterir ve Alemlerin
Rabbi olan Allah'ın eşi benzeri olmayan yaratma
sanatını tanıtır.
ANJİO RESİMLERİ
  
|